logo
Ana Sayfa
KIBLE
365 GÜN DUA
ABDEST VE TEYEMMÜM
AHLAK BİLGİLERİ
ALIŞ VERİŞ BİLGİLERİ
ALLAHÜ TEALA
ANA - BABA HAKKI
BOZUK FIRKALAR
BÜYÜ-SİHİR-HURAFELER
CENNET VE CEHENNEM
CİHAD
ÇEŞİTLİ KONULAR
DEVİR VE İSKAT
DİNİMİZ-BATIL DİNLER
DOĞRU İMAN BİLGİLERİ
ESHAB-I KİRAM
EVLİLİK VE AİLE
EVLİYAYI TANIMAK
FAİZ
FİTNE VE GIYBET
FİTRE-UŞUR-ZEKAT
GÖRGÜ KURALLARI
GUSÜL
HAC VE UMRE
HAYZ VE NİFAS
İDARECİLİK BİLGİLERİ
KUR'AN ÖĞRETMENİ
KUR'AN-I KERİM
KURBAN-ADAK
MEZHEPLER DOSYASI
Alimler köprüsü
Âyet-hadis çelişirse
Başka mezhebi taklit
Beşerî din küfürdür
Bir mezhebe girmek
Çeşitli sorular
Dinde bölücülük
Dini bozma gayreti
Dini yenilemek
Doğru tek değil mi?
Doğru yolun şartları
Dört mezhebe uymak
Dört mezhepte haram
Düşmanca taktikler
Ehl-i sünnet itikadı
Emirler değişir mi?
Emirlerle oynamak
Fayda ve zarar
Geriye dönük taklit
Hakkı tanımak
Harac nedir?
Her ilmin tabiri
Her kitap okunmaz
Hükümler uyuşmazsa
İhtilafta rahmet
İslamiyet'i yıkmak
İtikadda tek mezhep
İttifak ve ihtilaf
Kâfir olmak
Mâliki'de özür
Maturidilik ve akıl
Mezhebe uyulmazsa
Mezhebin lüzumu
Mezhep göl değildir
Mezhep karıştırmak
Mezhep ve rahmet
Mezhepleri kaldırmak
Mezhepsiz fikirleri
Mezhepsiz kime denir
Mezhepsiz taktikleri
Mezhepsizin teşviki
Mezhepsizlik şu’rası
Mezhepten sorulacak
Modernist İslamcılık
Müctehid taslakları
Müctehid ve müceddid
Müctehide uymak
Peygamber mezhebi mi
Peygamberin Mezhebi
Ruhsat ve faydaları
Sahabenin mezhebi
Sapık fırkalar
Sünnet Vel Cemaat
Taklid ederken
Taklid rahmettir
Taklid zarureti
Taklidin önemi
Taklitte niyet
Tefrika ve ihtilaf
Yeni yorum olur mu?
+Bazı Şahıslar
+Dinde nakil esastır
+Dindeki dört delil
+Mezhepleri taklit
MİRAS-FERAİZ VE BORÇ
MUCİZE-KERAMET-SİHİR
MÜBAREK GÜNLER
MÜZİK VE TEGANNİ
NAMAZ
NELERİ YİYEBİLİRİZ
NİKAH-TALAK-MEHR
ORUÇ
OSMANLI SULTANLARI
PEYGAMBER EFENDİMİZ
SAĞLIK BİLGİLERİ
SIRAT KÖPRÜSÜ
SÜNNET VE BİD'AT
ŞAFİİ İLMİHALİ
TESETTÜR
UYDURMA HADİS OLURMU
YEMİN VE KEFARETİ


Ziyaretçi Sayısı
Loading

Başka mezhebi taklit etmek

Sual: İbadet ederken, diğer üç mezhepten birini de taklit etmeyi, mezhepten hatta dinden çıkmak gibi kabul edenler var. Muteber din kitapları, mezhep taklidi konusunda ne yazıyor? Taklit zaruret halinde mi olur, yoksa ihtiyaç halinde de olur mu?
CEVAP
Zaruret halinde taklid gerektiği gibi, ihtiyaç halinde de taklid gerekir.

Bir farzı yapmanın veya bir haramdan sakınmanın imkânsız veya meşakkatli, güç olması durumunda, önce kendi mezhebimizde çare aranır. Kendi mezhebimizde çare yoksa diğer üç mezhebe bakılır. Hangi mezhepte çare varsa, o iş için, o konuda o mezhep taklid edilir. Bu konuda muteber kitaplardaki bilgiler şöyledir:
Zaruret olsa da, olmasa da, harac [zorluk, sıkıntı] olduğu zaman, diğer üç mezhepten biri taklid edilir. (Redd-ül-muhtar)

Zaruret olmasa da, bir ibadeti yapmakta güçlük olunca, bunu yapmak için, başka mezhebi taklid caizdir. (Mizan, F. Hayriye, F. Hadisiye, Mafüvat)

Bir kimse, kendi mezhebine göre yapamadığı veya güçlükle yaptığı bir işi, o işin başka bir mezhepte yapılması kolaysa, o mezhebin o konudaki şartlarına uyarak, o mezhebe göre yapması caizdir. (Redd-ül-muhtar, Mizan, Hadika, Berika)

Tâbi olduğu mezhebe uyarak bir işi yaparken harac hâsıl olursa, bu iş, diğer üç mezhepten, harac bulunmayan birini taklid ederek yapılır. (İbni Emir Hac)

Bir Hanefi’nin kendi mezhebine göre yapamadığı bir işi yapabilmesi için, Şafii’yi taklid etmesinde bir mahzur yoktur. (Bahrürraık, Nehrülfaık)

Âlimlerimiz, zaruret olunca, Maliki’ye göre fetva verdi. Bir mesele Hanefi’de bildirilmemişse, Maliki taklid olunur. (Redd-ül-muhtar)

Şafii âlimleri, kendi mezheplerinde yapılması güç olan şeylerin, Hanefi’ye göre yapılmasına fetva vermişlerdir. (Mektubat-ı Rabbani)

İkinci mezhebe göre de özrü olanın, üçüncü mezhebi taklid etmesi caizdir. (İ. Hümam)

Abdest ve gusülde, başka mezhebi taklid etmek için, o mezhebin o konudaki şartlarına da, mümkün olduğu kadar uymak gerekir. Sebepsiz uymazsa, taklid caiz olmaz. Kendi mezhebine uymayan işi yaptıktan sonra bile, taklid yapmak caiz olur. İmam-ı Ebu Yusuf’a, Cuma’yı kıldıktan sonra, abdest aldığı suyun necis olduğunu söylediler. O da, (Şafii kardeşlerimize göre, guslümüz sahihtir) buyurdu. (Hadika) [Müctehid, müctehidi taklit edemez. Bir müctehid olan İmam-ı Ebu Yusuf’un ictihadı, burada İmam-ı Şafii’ye uygun gelmiştir.]

Taklid ederken

Sual: Zaruret veya ihtiyaç halinde, bir konuda, diğer üç mezhepten birini taklit ederken, o mezhebin şartlarına uymak gerekir mi?
CEVAP
Evet. Herkes, kendine kolay gelen, dört hak mezhepten birine uyabilir. İhtiyaç halinde, bir işini bir mezhebe, başka işini başka mezhebe göre yapabilir. Ancak bir işin hepsini, bir mezhebin o konudaki bütün şartlarına uyarak yapması gerekir. (Redd-ül-Muhtar)

Bir işi bir mezhebe göre yaparken, bu mezhebin, bu işin sahih olması için koyduğu şartlardan, yapılabilmesi mümkün olanların hepsini yapması gerekir. Bunlardan biri yapılmazsa, bu iş sahih olmaz. (Hulasat-üt-tahkik)

Bir işi bir mezhebe göre yaparken, başka bir mezhebi de taklid etmek gerekiyorsa, iki mezhepte de bâtıl olacak bir şey yapmamak şarttır. Mesela abdestte, Şâfiî’yi taklid ederek uzuvlarını ovmayan kimse, kadına eli dokununca, Maliki’ye göre abdest bozulmaz diyerek namaz kılsa, bu namazı bâtıl olur, çünkü kadına dokunduğu için Şafii’ye göre, uzuvlarını ovmadığı için de Maliki’ye göre abdesti sahih değildir. (Tahrir)

Bir iş için, başka mezhep taklid edildiği zaman, o mezhebin bu iş için koyduğu şartların, [uyabildiklerinin] hepsine uymak gerekir. Bu şartlardan biri eksikse ibadet sahih olmaz, çünkü meşakkat olunca, mezheplerin kolaylıklarını yapmak, zaruret olmadıkça, ancak bütün şartları yerine getirmekle caiz olur. (Mizan-ül-kübra)

İsmail Nablüsi hazretleri buyuruyor ki: İhtiyaç olunca, başka mezhebi taklid ederek işini yapabilir, fakat bu iş için, o mezhepte olan şartların hepsini yerine getirmesi gerekir. (İkd-ül-ferid)

Dünyalığa, şehvetine kavuşmak için, başka mezhebi taklid caiz değildir. (Ukud-üd-dürriyye)

Muhammed Bağdadi hazretleri buyurdu ki: Başka mezhebi taklid etmek için üç şart vardır:
1- Kendi mezhebine göre başladığı bir işi, başka mezhebe uyarak tamamlayamaz. Mesela, Şafii’nin şartlarına uymadan, sadece Hanefi’ye göre aldığı abdestle, Şafii’ye göre namaz kılamaz.
2- Taklid ettiği iki mezhep de bu işe, bâtıl dememeli. Bir Şafii, (Şafii’de abdest uzuvlarını ovmak farz değil, Maliki’de de kadına dokunmak abdesti bozmaz) diyerek, yabancı kadına dokunarak ve uzuvlarını ovmadan aldığı abdestle namaz kılarsa, bu iki mezhebe göre de namazı sahih olmaz, çünkü yabancı kadına dokunmak, Şafii’de abdesti bozar. Ovmak ise Maliki’de farzdır.
3- Mezheplerin kolaylıklarını toplamak caiz değildir. Mesela, Hanefi’de velisiz veya Maliki’de, tanıdıklara duyurmak şartıyla, şahitsiz yapılan nikâh sahihtir, ama hem velisiz, hem de şahitsiz olan bir nikâh sahih olmaz. (Taklid risalesi)

Zorunlu taklid

Sual: Diğer üç mezhepten birini taklit etmenin zorunlu ve caiz olduğu durumlar nelerdir?
CEVAP
Birkaç örnek verelim:
1-
Şafii’ye göre zekâtın, Kur’an-ı kerimde bildirilen sekiz sınıfın her birine verilmesi gerekir. Bunlardan, müellefe-i kulub sınıfı [ve zekât toplayan memur sınıfıyla, kölelikten kurtarılacak borçlu sınıfı] bugün yoktur. Bunları bulup zekât vermek imkânsız olduğu için, Şafiilerin bu sınıflardan sadece birine verebilmek için, Hanefi’yi taklid etmeleri gerekir. (Mektubat-ı Rabbani 3/22)
2-
Hacda kadınlara dokunarak, abdestinin bozulma ihtimali olan Şâfiîlerin, Hanefî veya Mâlikî’yi taklid etmesi gerekir. Bu konudaki taklidi kabul edip de başka konularda taklid olmaz demek çok yanlıştır. İhtiyaç olunca, her konuda olur.

Taklidin caiz olduğu durumlara örnekler:
1-
Şafii’de sütkardeş olmak için, ayrı ayrı 5 kere, doya doya emmek gerekir. 1-2 kere emen bir Hanefi, (Şafii’de sütkardeş olmaz) diye, sütkardeşiyle evlenemez. Ancak, evlendikten sonra sütkardeş oldukları meydana çıkmışsa, o zaman bir yuvanın yıkılmaması için, Şâfiî taklid edilebilir.

2- Üç talakla boşanan kadın, başka bir erkekle evlenip, o erkek de, bunu boşamadıkça, eski kocasıyla evlenemez. Böyle bir durumda, ilk nikâhları Şâfiî’ye uygun yapılmamışsa, Şâfiî taklid edilerek, Şâfiî’ye uygun nikâh yapmaları caiz olur. (Redd-ül-muhtar)

3- Şâfiî’de, fitre için, buğdayın veya diğer maddelerin kıymeti kadar altın, gümüş vermek caiz değildir. Hanefî taklid edilerek, buğday yerine, değeri kadar altın veya gümüş vermenin caiz olduğu Şemseddin-i Remli’nin fetvasında yazılıdır. (S. Ebediyye)

4- Hanefî’de lavman, orucu bozar. Ancak şiddetli kabızlık çeken, bu sıkıntıdan kurtulmak için Maliki’yi taklid ederek, oruçluyken lavman yaptırırsa, oruca devam edebilir, çünkü Maliki’de lavman orucu bozmaz. (Mizan-ül-kübra)

5- Hanefî’de, ödünç verirken ödeme tarihi belirlemek caiz değildir. İhtiyaç olunca, ödeme tarihi koyabilmek için, Mâlikî’yi taklid etmek caiz olur. (Eşbah)

6- Şâfiî’de, ölü için iskat yapılmaz. Hanefi taklid edilerek iskat yapılabilir. (Neful-enam)

7- Şâfiî’de, oruca imsak vaktinden önce niyet etmek şarttır. Uyumak, unutmak gibi herhangi bir sebeple bunu yapamayan bir Şâfiî, orucunu kurtarmak için, (Bu orucumu Hanefî’ye uyarak tutuyorum) derse oruç sahih olur. Bozulmaktan kurtulmuş olur.

8-
Bir işi yapmakta harac olursa, zayıf kavle uyulur. Buna uymakta da harac olursa, başka mezhep taklid ederek yapılır. (İbni Abidin, Hadika)

Mezhep taklit edilirken

Sual: Fıkhi suallere cevap veren bir yazıda, yaradan akan kan irin, sarı su gibi abdesti bozan şeyler için Şafii mezhebine uyulabileceği, ancak sadece abdestte, Şafiye uymak gerektiği, namazda ise yine Hanefi olarak devam etmek gerektiği bildirildi. Namazda da uymak gerekmez mi?
CEVAP
Evet gerekir. Bu yazı yanlıştır. Namaz, abdest ve gusül ile birlikte bir ibadettir. Üçü birdir. Bunlardan birisi olmazsa, ötekiler sahih olsa da ibadet sahih olmaz. Abdesti veya guslü olmayanın namazı da olmaz. Guslü Şafii’ye, abdest veya namazı Hanefi’ye göre olsa, bu namaz her iki mezhebe göre de sahih olmaz. Hanefi’ye göre guslü olmadığı için sahih olmaz. Şafii’ye göre de, abdest veya namazda uyması gereken şartlara uymadığı için sahih olmaz.

Yapılan iş, bir hak mezhebe göre sahih olmalıdır. Yarısı birinden, yarısı ötekinden olmaz. Günlük işlerde bile böyle değil mi? Farklı iki marka otomobil düşünün. Parçaların isimleri genellikle aynıdır ama, çalışma sistemi, ebadı, vidaları farklı olduğu için parçaları birbirinde kullanılamaz. Ancak standart olmadıkça birinin parçası diğerine takılmaz. İnat edip zorlanıp takılırsa netice alınmaz. Mezheplerin hükümleri standart değildir. Birinde farz olan şey, diğerinde sünnet, hatta mekruh oluyor. Mesela imam arkasında Fatiha okumak Şafii’de farz, Hanefi’de mekruhtur. Taklit eden, namazda Fatiha okumazsa, Şafii’ye göre namazı sahih olmaz. Hanefi’ye göre de guslü olmadığı için sahih olmaz. Bir ibadetin bir kısmı bir mezhebe, diğeri de öteki mezhebe göre yapılırsa, zaruret olmadıkça caiz olmaz.

Bahsettiğiniz yazıda, (Abdesti şafiye göre al, namazı Hanefi’ye göre kıl) deniyor. Hanefi’ye göre kılınca, abdestsiz kılmış olur. Şafii’ye göre namaz kılarsa, abdestinin de, guslünün de Şafii’ye uygun olması gerekir. Bu kaidelere uymazsa telfîk işlemiş olur. Telfîk ise haramdır.

Yazar Ali Eren, mezhepsizin birisini tenkit ettiği yazısında, bid’at mezheplere ve dört mezhep haricindeki âlimlere göre fetva verilemeyeceğini, telfîk-ı mezahibin bâtıl olduğunu bildirip, mezhepsizlerin yaptığı işin, keçinin ön bacaklarını, mandanın gövdesini, devenin arka bacaklarını alıp yeni bir hayvan meydana getirmeye benzediğini bildirmişti. Evet geyiğin boynuzunu, devenin boynunu, filin hortumunu, kangurunun kesesini, yılanın gövdesini, domuzun kuyruğunu alıp meydana getirilecek hayvan, hilkat garibesi olur.

Ali Eren hoca, eti yenenlerden örnek vermiş. Halbuki, mezhepsizler, Abduh gibi, İbni Teymiye gibi, eti yenmeyenlerden de fetva veriyorlar. Üç talak, bir talak diyorlar. Oje abdeste mani olmaz, ince naylon çoraba mesh caiz diyorlar.

İhtiyaç olunca ancak dört hak mezhepten birisi taklit edilir. Bunlar sadece sözde değil, fiiliyatta da haktır. Bir hak mezhep taklit edilirken, o mezhebin o konudaki şartlarına, yani farz ve müfsitlerine riayet edilmesi şarttır.

Başka mezhebe uymak

Sual: Bir işi, bir ibadeti yaparken zorlukla karşılaşan kimse, ne yapar?
CEVAP
Bir iş yaparken, özrü hâsıl olup, bu işin kendi mezhebindeki şartlarından birine uyması güçleşen kimse, bu işi, dört mezhepten herhangi birindeki şartlarına uyarak yapar. Bu ikinci mezhebin, bu iş için olan şartlarının uyabildiklerinin hepsine uyması lazım olur. Bu şartlardan birine uyması zor olur; fakat kendi mezhebinde kolay olursa, bu işi yapması sahih olur. İki mezhep, zaruri telfik edilmiş olur. Kendi mezhebinde de, zor olursa, kendi mezhebindeki birinci şartı yapmaması caiz olur; fakat Eshab-ı kiramdan birinin ictihadına göre caiz olabileceğini düşünmek, iyi olur. Eshab-ı kiramın her biri müctehid idi. Dört mezhepten birini taklit etmekte zorluk hâsıl olduğu zaman, Eshab-ı kiramdan birinin ictihadına uygun olan ibadetimiz sahih olur. Özür olunca, zann-ı galibimiz de makbul olur. (S. Ebediyye)

Zaruret ve taklit

Sual: Haram olan bir şeyi, zaruret halinde, yapmak caiz olduğuna göre, elde olmayan bir sebeple, bir haramı işleyecek veya bir farzı terk edecek olanın, başka bir mezhebi taklit etmesi gerekir mi?
CEVAP
Haram işlememek veya farzı terk etmemek için, önce kendi mezhebimizde çare aranır. Kendi mezhebimizde, çıkış yolu yoksa diğer üç mezhebe bakılır. Hangi mezhepte çıkış yolu varsa, o konuda, o mezhep taklit edilir. Dört mezhepte de çıkış yolu yoksa ve zaruret de varsa, ancak o zaman, farzı tehir veya terk etmek caiz olur. O iş haram ise, zaruret miktarınca işlemek caiz olur.

Başka müctehidi taklit etmek

Sual: İmam-ı Şafii hazretleri, İmam-ı a'zam hazretlerinin kabrini ziyaret ettiğinde, sabah namazı kılarken, ona hürmeten kunut okumamış. Bir müctehid, başka bir müctehidi taklit edemediğine göre buradaki incelik nedir?
CEVAP
İmam-ı Şafii hazretleri burada taklit etmiyor. O anda öyle ictihad ediyor, yani yine kendi ictihadıyla kunut okumamış oluyor.

Sual: Haram olan bir şeyi, zaruret halinde yapmak caiz olduğuna göre, elde olmayan bir sebeple, bir haramı işleyecek veya bir farzı terk edecek olanın, başka bir mezhebi taklit etmesi gerekir mi?
CEVAP
Elbette gerekir. Zaruretle işlemek günah olmazsa da, haram işlememek veya farzı terk etmemek için, önce kendi mezhebimizde çare aranır. Eğer bir çıkış yolu bulunmazsa, diğer üç mezhebe bakılır. Hangisinde çıkış yolu varsa, o konuda, o mezhep taklit edilir. Birkaç örnek verelim:
1- Bir kimse bilmeden süt kardeşiyle evlense, günah olmaz; fakat süt kardeş olduğu meydana çıkınca, başka bir mezhepte kurtuluş yolu aranır. Varsa, o mezhep taklit edilerek, evliliğe devam edilir. Mesela, Şafii’de süt kardeş olmak için ayrı zamanlarda beş kere doya doya emmek gerekir. Evli çift, eğer bir iki kere emmişse, Şafii mezhebi taklit edilip evliliğe devam edilir.

2- Dişini kaplatan veya dolduran kimse için, Hanefi mezhebinde çıkış yolu olmadığına göre, diğer üç mezhebe bakılır. Maliki ve Şafii’de gusülde ağzın içini yıkamak farz olmadığı için, gusül, abdest ve namazda Maliki veya Şafii mezhebi taklit edilir. Bu mezheplerde de, çıkış yolu olmasaydı, salih bir doktor da, dişini doldurmak gerekir deseydi, diş dolgusu zaruret halini alıp, gusle mani olmazdı; fakat hak olan iki mezhepte, kurtuluş çaresi vardır. Hak mezhepler, sadece sözde değil, böyle fiiliyatta da haktır. Dört mezhep hak dedikleri halde, iş fiiliyata dökülünce kabul etmeyenler, dört mezhebi hak kabul etmiş olamazlar.

3- Uyumak veya unutmak, namazın kazaya kalması için özürdür; ama hatırlayınca veya uyanınca, namazı kazaya bırakmamak için çare aranır. Kendi mezhebinde veya diğer üç mezhepte çıkış yolu varken, kazaya bırakmak caiz olmaz. Mesela öğle ve akşam namazlarında, Hanefi mezhebindeki ikinci kavle uyarak, asr-ı evvel ve işa-i evvel vakitlerinde, öğle ve akşam namazlarını kılar. Bu vakitler de, çıkmışsa, Hanbeli mezhebine uyarak, mukimken de, öğleyle ikindiyi, akşamla yatsı namazlarını cem eder.

Taklit mezhep değiştirmek değildir

Sual: (Bir mezhebi taklit etmek mezhep değiştirmek demektir. Onun için zaruret olmadıkça mezhep taklit edilmemeli) deniyor. Bir konuda taklit etmek, nasıl mezhep değiştirmek olur ki?
CEVAP
Bir mezhebi bir hususta taklit etmek, o mezhebe geçmek yani mezhep değiştirmek demek değildir. Başka mezhebi taklit etmek için, mecburiyet olması da şart değildir. Harac yani sıkıntı varsa ve o mezhebin o konudaki şartlarına da uyarsa, taklit edebilir; fakat harac olmadan ve şartlarına uymadan taklit etmek, caiz olmaz. İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
Herkes, kendine kolay gelen, dilediği bir mezhebe uyabilir. İhtiyaç halinde, bir işini bir mezhebe, başka işini başka mezhebe göre yapabilir. Ancak bir işin hepsini, bir mezhebin o konudaki bütün şartlarına uyarak yapması gerekir. Yani bir kimsenin, kendi mezhebine göre yapamadığı veya güçlükle yaptığı bir işi, o işin başka bir mezhepte yapılması kolaysa, o mezhebin şartlarına uyarak, o mezhebe göre yapması caizdir. Zaruret olsa da, olmasa da, harac [zorluk, sıkıntı] olduğu zaman, diğer üç mezhepten biri taklid edilir. (Redd-ül-muhtar)

Caiz olmayan mezhep taklidi

Sual: Müctehidlerin farklı hükümleri rahmet olduğu için, bir Hanefi’nin, kendi mezhebinde caiz olmadığı halde, Şafii’de caiz diye, midye, istiridye gibi deniz haşaratı yemesi caiz olur mu?
CEVAP
Hayır, caiz olmaz. Mezhep taklidi, ancak emrolunan bir iş yapılırken, meşakkat, sıkıntı olduğu zaman, bu sıkıntıdan kurtulmak için yapılır. Meşakkat olmadan taklit etmek, yani mezheplerin kolay hükümleriyle amel etmek mezhepsizlik olur.

Başka mezhep, ancak bir ihtiyaç veya haraç [sıkıntı] halinde taklit edilebilir. Dünyalığa, arzusuna kavuşmak için, başka mezhebi taklit caiz değildir. (Ukud-üd-dürriyye)

Abdülgani Nablusi hazretleri de buyuruyor ki:
Mezheplerin ruhsatlarını yani kolaylıklarını araştırarak, işini bunlara uygun olarak yapmaya telfik denir ki, caiz değildir. Dine uymak istemeyenin yapacağı şeydir. İhtiyaçtan dolayı veya zaruretle, bir işini veya her işini diğer üç hak mezhepten birine uyarak yapmak caizdir. Kolaylık için başka mezhebe geçmek veya taklit etmek ise, nefse uymak olur, caiz olmaz. (Hadika)

Mezhep taklidinde üç grup

Sual: Bugün Türkiye’de mezhep taklidinde kaç grup vardır?
CEVAP
Bugün Türkiye’de, mezhep taklidi konusunda ifrat, tefrit ve vasat olmak üzere üç grup vardır:
1- Belli bir mezhebi yoktur. Hangi mezhebin hükmü kolay gelirse ve aklına yatarsa onunla amel eder. Falanca mezhepte caizse, bir ihtiyaç ve zaruret olmasa da, hemen onu uygular. Bu mezhepsizliktir, telfıktır, haramdır. Bunlar ifrat grubuna giriyorlar.

2- İhtiyaç, hatta zaruret olsa bile, bir konuda, diğer üç hak mezhepten birini taklit etmeye ters bakan, mezhep taklidini öcü gibi gören, hatta dinsizlikmiş gibi zanneden taassup ehli olanlar var. Bunlar da tefrit grubuna giriyorlar.

3- Bir de din kitaplarının bildirdiği şekilde, ihtiyaç veya zaruret olunca, dört hak mezhepten birini, ihtiyaç olduğu konuda, ihtiyaç bitene kadar taklit edenler var. Bunlar vasat, yani orta yolda oluyorlar. Zaten dinimiz, ifratla tefrit arasında vasat bir yoldur. Birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Hayr-ül-ümûr evsâtühâ = İşlerin en iyisi vasat olanıdır.) [Deylemi]

(İfrat ve tefritten uzak durun.) [Buhari]

(İfrata kaçan helak olur.)
[Müslim]

(İfrat ve tefritten kaç, vasatı tercih et; çünkü işlerin en iyisi orta olanıdır.) [Beyheki]

(Orta yolu tutun, doğru yoldan ayrılmayın!) [Buhari, Müslim]

(Her hususta orta yolu tutmak, peygamberliğin yirmi beşte bir parçasıdır.) [Tirmizi]

İslamiyet’in, aşırılıklardan uzak, vasat [orta] bir din olduğunu bildiren bir âyet-i kerime meali de şöyledir:
(Sizi vasat bir ümmet kıldık.) [Bekara 143]

Başka mezhebi taklit

Sual: Bir kimse, oruç tutarken, bir şey kendi mezhebinde orucunu bozsa, fakat Şâfiî'de bozmasa, Şâfiî'yi taklit ederek orucunu kurtarabiliyor. Şâfiî'yi taklit ederken, Şâfiî'de de orucunu bozan başka şey yapsa ve bu da Hanbelî veya Mâlikî'de orucu bozmasa, üçüncü mezhebi taklit ederek orucunu kurtarabilir mi?
CEVAP
Elbette kurtarabilir. Hattâ üçüncü mezhepte de bozan bir şey yapsa, dördüncü mezhepte bozmuyorsa onu taklit ederek yine kurtarma imkânı vardır. Dört mezhebin dördü de haktır. Farklı olmaları rahmettir. İhtiyaç olursa taklit edilir, ihtiyaç yokken taklit edilmez.

Başka mezhepteki farz

Sual: Kendi mezhebimizde farz veya haram değilken, diğer üç hak mezhepteki farzlara uymanın ve haramlardan sakınmanın hükmü nedir?
CEVAP
Kendi mezhebimizde mekruh değilse, başka mezhepteki farzlara uymak müstehab olur. Bunlara birkaç örnek verelim:
Yabancı kadının tenine dokunmak Şâfiî'de abdesti bozar, Hanefî'de ise bozmaz. Yabancı kadına dokunan Hanefî'nin yeniden abdest alması müstehab olur, fakat o abdesti kullanmamışsa yani o abdestle namaz kılmamış veya Kur’an okumamışsa, tekrar abdest alması mekruh olur. Kadına dokunmuş olsa da, yeniden abdest almaz.

Hanefî’de erkeğin göbeği değil, dizi avrettir, açması haramdır. Şâfiî'de diz avret değil, göbek avrettir. Mâlikî ve Hanbelî'de göbek de, diz de avret değildir. Bu iki mezhepte yalnız seveteyn avrettir. Bu durumda Hanefî'nin göbeğini, Şâfiî'nin de dizini kapatması müstehabdır. Mâlikî ve Hanbelî mezhebinde olan kimsenin de, göbekle diz arasını kapatması müstehab olur.

Hanbelî'de iki secde arasında yani celsede, (Rabbiğfir-lî) demek şarttır, kasten terk edince namaz bâtıl olur, unutursa bâtıl olmaz. Hanefî bir kimse de celsede, (Rabbiğfir-lî) derse mahzuru olmaz.

Mezhep taklit edilirken

Sual: Bir harac [ihtiyaç, sıkıntı] olunca mezhep taklidi caiz oluyor. Taklit edilen mezhebin farzlarına ve müfsitlerine riayet gerekiyor. Peki, taklit edilen mezhebin bir farzına veya müfsidine riayet etme imkânı yoksa çıkış yolu nedir? Mesela Şâfiî’de, idrar yoluna pamuk koymak orucu bozuyor, abdestte boğazına su kaçması ise orucu bozmuyor. Pamuk koyan Hanefî’nin abdestte boğazına su kaçsa, Şâfiî mezhebini taklit edip orucunu kurtarabilir mi?
CEVAP
Başka mezhepte de bir çıkış yolu yoksa, orucu kurtarmak için Şâfiî’yi taklit edip oruca devam edebilir. Ancak bu konuda Hanbelî’yi taklit edebilir. Hanbelî'de de abdest alırken elde olmadan su kaçarsa oruç bozulmuş olmuyor. Pamuk koymak da orucu bozmuyor.

Hanbelî'de de çıkış oylu olmasaydı, o zaman Şâfiî mezhebini taklit ederek orucunu kurtarabilirdi. Taklit ettiği mezhebin farzlarına ve müfsitlerine, uyabildiği kadar uyar.

Bunun gibi, mukim iken namazı kazaya kalma tehlikesi olan kimse, ağzında dolgu olsa da, namazın kazaya kalmaması için Hanbelî'yi taklit ederek iki namazı cem eder. Hâlbuki Hanbelî mezhebinde gusülde ağzın içini yıkamak şarttır. Dolgusu olan Hanbelî'yi taklit edemez. Ama namazın kazaya kalması gibi zaruri durumlarda taklit etmesi caiz olur.

Başka mezhepteki farz

Sual: S. Ebediyye’de deniyor ki:
(Azimetle hareket edip, (Mezhepler, Allahü teâlânın rahmetidir) hadis-i şerifine uyarak, başka mezheplerde farz olanları yapmak ve müfsid olanlardan sakınmak müstehabdır. İbni Âbidin hazretleri, (Kendi mezhebinde mekruh olmayan bir şey, başka mezhepte farz ise, bunu yapmak müstehabdır) buyuruyor. Mizan-ül-kübra’da, (Hilaftan kurtulmanın, yani dört mezhebe de uygun ibadet etmenin en iyi yol olduğu sözbirliği ile bildirilmiştir) buyuruluyor. Kendi mezhebine uymakla beraber, başka mezheplere de uymaya çalışmalı. Böylece müctehidlerin sözbirliğine uyulmuş olur. Mesela, Şâfiî’de abdest alırken, niyet etmek farzdır. Hanefîler de, abdest alırken niyet etmelidir. Bunun gibi, uzuvları yıkarken sıra gözetmek ve birbiri ardına çabuk yıkamak lazımdır. Mâlikî'de, abdest uzuvlarını ovmak farzdır. Elbette ovmalıdır. Şâfiî’de, eli yabancı kadına dokunmak abdesti bozar. Hanefî olan da, yabancı kadına dokununca, abdestini tazelemeli. Her işi, dört mezhebe de uygun yapmaya çalışmalıdır.)
Burada bize ölçü verilmiştir. Diğer mezheplerin bütün farzları sayılmamış. Sadece, mesela denilerek birkaç örnek verilmiş. Kendi mezhebimizde mekruh olmayıp, başka mezhepte farz olan diğer hükümlere de uymak müstehab oluyor, değil mi? Mesela Hanbelî'de namaz kılarken celselerde bir kere Rabbiğfir-lî demek farz, üç kere söylemek sünnet olduğuna göre, biz de bir kere desek müstehab işlemiş olur muyuz?
CEVAP
Evet. Hanefî'de namazda Rabbiğfir-lî demek mekruh olmadığı için, Hanefî’de celsede yani iki secde arasında oturunca, bir kere bunu söylemek, yukarıda bildirdiğiniz hükümlere göre müstehab olur. Hanbelî'de abdest alırken Besmele çekmek de farzdır. Bunu da ihmal etmemelidir.

Mezhep taklidini bilmemek

Sual: Tam İlmihâl’i esas aldığını söyleyen biri, (Her konuda mezhep taklidi olmaz. Mesela oruçta taklit edileceği Tam İlmihâl'de yazmıyor. O hâlde oruçta mezhep taklidi yapılmaz) dedi. Her konuda taklit olurken oruç niye istisna ediliyor?
CEVAP
Hayır, istisna yok. Tam İlmihâl'de (Oruçta taklit edilmez) denmiyor. (Oruçta taklit edilmez) diyen kişi, dindeki usûlü bilmiyor. Haram olmayan, caiz olan şeyler pek çoktur. Bunlar kitaplarda yazmaz. Kitaplarda haram olan, caiz olmayan şeyler yazılıdır. Mesela, (Kivi yemek, Tam İlmihâl'de yazmıyor, o hâlde kivi yemek haramdır) denir mi? Bu kural bilinmeyince, kafadan fetva verilir. Peygamber efendimiz, (Bilmeden yanlış fetva verene, yerdeki ve gökteki melekler lânet eder) buyurmuştur. (İbni Lal, İbni Asakir)

O hâlde lânetlik olmamak için, akla değil, nakle itibar edilmelidir.

Seadet-i Ebediyye’de, nikâhta, talakta, namazda, zekâtta, hacda, alışverişte, istisnasız her konuda, her ibadette taklidin caiz olduğu açıkça bildiriliyor. (Her ibadet) denilmiştir, oruç ibadeti istisna edilmemiştir. Birkaç örnek verelim:
İbadet yapmakta veya haramdan sakınmakta, harac olunca, harac bulunmayan başka mezhebi taklit etmek lazım olduğu, birçok kitapta, mesela İbni Âbidin, Mizan, Hadîka, Berika, Fetava-yı Hadisiyye, Fetava-yı Hayriyye’de ve İmam-ı Rabbânî hazretlerinin Mektubatında 3. cildinin 22. mektubunda yazılıdır. (S. Ebediyye, Gusül Bahsi)

Görüldüğü gibi, harac olunca, ibadette ve haramdan sakınmakta başka mezhebi taklit lazım olduğu bildiriliyor. Sadece caiz denmiyor, lazımdır deniyor. Oruç ibadet değil mi? Oruç ibadetini kurtarmak için elbette taklit lazımdır.

Bir kimse, bir ibadeti, bir işi, bir mezhebin bütün şartlarına uyarak yapıp bitirdikten sonra, bunu tekrar yaparken veya başka bir ibadeti, başka bir işi yaparken, başka mezhebin şartlarına uyarak yapması, âlimlerin çoğuna göre sahih olur. İhtiyaç olduğu zaman yapmak ise, sözbirliği ile sahih olur. Hattâ bir mezhebin şartlarına uyarak yapılan bir işin, bir ibadetin bu mezhebe göre sahih olmadığı, başka bir mezhebe göre sahih olduğu sonradan anlaşılsa, o mezhebe göre sahih olduğunu düşününce, o mezhebi taklit etmiş olur. O işi sahih olur. Çünkü o ibadeti kurtarmak için, mezhep taklidine ihtiyaç hâsıl olmuştur. (S. Ebediyye, Tazir Bahsi)

Burada da, ihtiyaç olunca herhangi bir ibadeti başka mezhebin şartlarına uyarak yapmanın, söz birliği ile caiz olduğu yazılıdır. Son iki cümlede ise, ibadeti kurtarmak için, başka mezhebi taklide ihtiyaç olduğu bildirilmektedir. Mesela, abdest alırken ağzına su kaçan kimsenin orucu Hanefî'de bozulur. Bu ibadeti kurtarmak için, başka mezhebe bakılır. Hanbelî mezhebinde elde olmayan böyle şeyler orucu bozmadığı için, bu mezhep taklit edilir. Orucu sahih olur. Şâfiî mezhebi de taklit edilebilir.

(Dürr-ül-muhtar)’da, namaz vakitlerinin sonunda, (Zaruret zamanında, başka mezhep taklit edilir) diyor. İbni Âbidin, bunu açıklarken diyor ki: (Burada, iki kavilden biri bildirilmiştir. İkinci kavle göre, zaruret olsa da, olmasa da, haraç, güçlük olduğu zaman, diğer üç mezhepten biri taklit edilir. (S. Ebediyye, 3. Cild, Mektup 22)

Su kaçırılarak bozulan orucu kurtarmak için, zaruret hâsıl olmuştur. İhtiyaç olsa da, yine başka mezhebi taklit edip orucu kurtarmak gerekir.

İbni Abidin buyuruyor ki, (Büyük âlim İbni Emir Hac, Tahrir şerhinde: Şer’i delil gösteriyor ki, bir müctehidin sözü ile amel etmek ve ihtiyaç olunca, başka bir müctehidi taklit etmek lazımdır. Bu iş hakkında, bir müctehidin sözü biliniyorsa, o işi bu söze uyarak yapmak vacib olur demektedir) Görülüyor ki, başka mezhebi taklit etmesi vacib olmaktadır. (S. Ebediyye, Gusül Bahsi)

Demek ki, bozulan orucumuzu kurtarmak için, başka mezhebi taklit etmek vacib oluyor.

Bir erkeğin, zevcesi ile sütkardeş oldukları, fakat birinin veya her ikisinin bir kere emmiş olduğu anlaşılsa, Hanefî mezhebine göre nikâhları bozulur. Ya ayrılırlar yahut Şâfiî’yi taklit ederler. (S. Ebediyye, Gusül Bahsi)

Her konuda olduğu gibi, evliliği kurtarmak için de mezhep taklit edilebiliyor. Zekât için de bir örnek verelim:
Şâfiî’de, bir malın zekâtı, başka cins maldan verilemez. Mesela altın yerine gümüş ve buğday yerine arpa verilemez. Şâfiîlerin Hanefî mezhebini taklit ederek, mal yerine nakit [altın veya gümüş] vermelerinin ve yedi sınıfın hepsine değil de, diledikleri bir veya birkaç sınıfa vermelerinin caiz olacağı, (Kimya-i seadet) ve (Fetava-i fıkhiyye) kitaplarında yazılıdır. (S. Ebediyye, Zekât bahsi)

Zekâtta da başka mezhep taklit edilebiliyor. Nikâh ve talak için bir örnek:
İbni Âbidin’de deniyor ki: (Hulle lazım olması için, dört mezhepte de, zevc ile zevce arasındaki nikâhın kendi mezhebine göre sahih olması lazımdır. Fâsid olan nikâhta, üç kere boşayınca, dört mezhepte de, hulle lazım olmaz. Mesela, nikâh yapılırken, kızın velisi bulunmayıp yalnız kız kabul etmişse yahut nikâh kelimesi söylenmeyip, mesela hibe ettim denilmiş ise, yahut iki şahit fâsık iseler, yani fâsık oldukları biliniyorsa, Şâfiî mezhebi taklit edilir. Şâfiî mezhebine göre, bunların mevcut nikâhları fâsid olduğu için, talakları da sahih olmaz. Hulleye lüzum olmadan, Şâfiî mezhebine uygun olarak yeniden nikâh yapmaları caiz olur. Şâfiî mezhebini taklide başladıkları anda eski nikâhları bâtıl olur. Şâfiî mezhebini taklide başlamadan önce nikâhları bâtıl olmaz. Önceki evliliklerinin haram olmadığı ve mevcut çocuklarının habis olmadıkları (Bezzaziyye) fetvasında da yazılıdır. Nitekim niyet etmeden aldığı abdestle öğleyi kılan Hanefî’nin namazı sahih olur. İkindiden sonra, Şâfiî mezhebini taklide başlarsa, niyet ederek yeniden abdest alması lazım olursa da, öğle namazını kaza etmesi lazım olmaz.) [S. Ebediyye İslamiyet’te talak bahsi]

Talakta da başka mezhep taklit edilebiliyor. Kira için bir örnek:
Vakfın, yetimin, Beyt-ül-malın olan tarla, üç seneden; ev, dükkân ise, bir seneden fazla kiraya verilemez. Uzun zaman kiraya verilmeleri için, Hanbelî mezhebi taklit edilmelidir. Fakat kira şartlarının hepsinin Hanbelî mezhebine uygun olması lazım olur. (S. Ebediyye Kira - ücret bahsi)

Kiraya vermekte de başka mezhep taklit edilebiliyor. Alışveriş için bir örnek:
İmam-ı Şâfiî’ye göre parası yerine, borçlusunun eline geçireceği, aynı kıymetteki malını alabilir. Zaruret hâlinde Şâfiî mezhebini taklit etmek caiz olur. (S. Ebediyye, Ukubat bahsi)

Alışverişte de, başka mezhep taklit edilebiliyor.

Bir işin yapılmasında harac (güçlük) bulunursa, yani kendi mezhebine göre yapmasına imkân yoksa, o işi başka mezhebe uyarak yapmak caiz olur. Fakat ikinci mezhebin o işe bağlı olan şartlarını, yani farzlarını ve müfsidlerini gözetmesi de lazımdır. (Faideli Bilgiler)

Kendi mezhebine göre orucunu devam ettiremeyen kimse, başka mezhebe göre devam ettirme imkânı varsa, o mezhebi taklit ederek yapabiliyor. Ancak o mezhebe göre orucu bozan şartlara da riayet etmesinin lazım olduğu bildiriliyor.

Bir kimse, sıkışınca, kendi mezhebinin kolay tarafına kayar. Daha da sıkışınca, başka mezhebi taklit ederek, o işi kolayca yapar. Tek mezhep yapılırsa, böyle kolaylık olmaz. Mezhepsizler, kolaylıkları topladık sananlar, farkına varmadan, Müslümanların işlerini güçleştirmiş olurlar. (Faideli Bilgiler)

Görüldüğü gibi, sıkışınca başka mezhep taklit ediliyor. Dinimizin emirlerinde maksadın, güçleştirmek değil kolaylaştırmak olduğu bildiriliyor.

Kendi mezhebine uyarken, harac, meşakkat hâsıl olursa, başka mezhebi taklit edebilir. (Faideli Bilgiler)

Bozulan orucunu kurtarmak için, başka mezhebi taklit edebileceği burada da bildiriliyor.

Ehl-i sünnet âlimleri, câhillerin ibadetlerini fesaddan korumak için, haraç, yani meşakkat olmadıkça, mezhep taklit etmelerine izin vermemişlerdir. (Faideli Bilgiler)

Bir harac olmadan mezhep taklidi yapılamıyor. Ancak harac olunca, ibadeti, mesela orucumuzu bozulmaktan kurtarmak gibi bir ihtiyaç hâsıl olunca, taklide izin veriliyor.

Bir mezhepteki Müslüman, bir işi yaparken sıkışık hâle düşerse, bu işi öteki üç mezhepten birine uyarak yapıp sıkıntıdan kurtulur. (Faideli Bilgiler)

Şu hâlde, bir konuda sıkışık hâle düşen, mesela mezhebine muhalif bir iş yaparak orucunu bozan kimse, diğer üç mezhepten hangisine göre kurtuluş varsa onu taklit ederek sıkıntıdan kurtuluyor.

Top
Sitemizdeki bilgilerden, Orijinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya gerek kalmadan, herkes istediği gibi alıp istifade edebilir.