logo
Ana Sayfa
KIBLE
365 GÜN DUA
ABDEST VE TEYEMMÜM
AHLAK BİLGİLERİ
ALIŞ VERİŞ BİLGİLERİ
ALLAHÜ TEALA
ANA - BABA HAKKI
BOZUK FIRKALAR
BÜYÜ-SİHİR-HURAFELER
CENNET VE CEHENNEM
CİHAD
ÇEŞİTLİ KONULAR
DEVİR VE İSKAT
DİNİMİZ-BATIL DİNLER
DOĞRU İMAN BİLGİLERİ
ESHAB-I KİRAM
EVLİLİK VE AİLE
EVLİYAYI TANIMAK
FAİZ
FİTNE VE GIYBET
FİTRE-UŞUR-ZEKAT
GÖRGÜ KURALLARI
GUSÜL
HAC VE UMRE
HAYZ VE NİFAS
İDARECİLİK BİLGİLERİ
Âmirlere itaat
Arkadaş seçerken
Arkadaşa nasihat
Arkadaşa yardım
Arkadaşa yük olmamak
Arkadaşı takdir
Arkadaşı tercih
Arkadaşın kusuru
Arkadaşlık
Arkadaşlık hakkı
Başarılı idareci
Başarılı iletişim
Başarılı olmak
Başarının yolları
Bir âlimin nasihati
Bir işe iki kişi
Danışmanın vasıfları
Dinlemesini bilmek
Eshab-ı kiramın yolu
F. bin Iyad'ın öğüdü
Gereken hasletler
Herkes takdir bekler
İdareci mesuliyeti
İdareci nasıl olmalı
İdarecilere öğütler
İdareciliğin Temeli
İdarecilik
İdarecilik otoritesi
İdarecinin vasıfları
İdareciye tavsiyeler
İki başlı idare
İstişare toplantısı
İşini yarına bırakma
İşleri ehline vermek
İyi geçinmek için
Padişaha nasihat
Sevilmenin kısa yolu
Sultanla görüşmek
Takdir etme sanatı
Tedbirli olmak
Terbiyenin önemi
Timur Han diyor ki:
Üç Nasihat
Üç şey vardır ki
Yardımcının özelliği
Yemek yedirmek
Yöneticiler için
Yönetilenler
Zulmün zararları
KUR'AN ÖĞRETMENİ
KUR'AN-I KERİM
KURBAN-ADAK
MEZHEPLER DOSYASI
MİRAS-FERAİZ VE BORÇ
MUCİZE-KERAMET-SİHİR
MÜBAREK GÜNLER
MÜZİK VE TEGANNİ
NAMAZ
NELERİ YİYEBİLİRİZ
NİKAH-TALAK-MEHR
ORUÇ
OSMANLI SULTANLARI
PEYGAMBER EFENDİMİZ
SAĞLIK BİLGİLERİ
SIRAT KÖPRÜSÜ
SÜNNET VE BİD'AT
ŞAFİİ İLMİHALİ
TESETTÜR
UYDURMA HADİS OLURMU
YEMİN VE KEFARETİ


Ziyaretçi Sayısı
Loading

Bir âlimin nasihati

[Mısır meliki Efdale nasihati]

Ey Emir-ül-müminin! Bu saltanat senden öncekinin ölmesi ile eline geçti. Senden önceki, şimdi bu saltanattan ölmek suretiyle uzaklaştığı gibi, sen de uzaklaşacaksın. Bu ümmetin üzerine aldığın işler hususunda Allahü teâlâdan kork. Zira Allahü teâlâ, iğneden ipliğe kadar seni hesaba çekecektir. Allahü teâlâ Kur’an-ı kerimde mealen; (Rabbin hakkı için, biz onların hepsine muhakkak surette yapmakta oldukları şeylerden soracağız) buyuruyor. (Nahl 92-93)

Biliniz ki, insanlar, emirlere tâbi olmakta, Cehennemden korkmakta ve arkadaşları ve ailesi ile münasebetlerde fıkıh ilmine çok muhtaçtır. Halk, sultandan güzel huy ve yüksek davranışlar bekler. Ahkamda ayrılıkların ve düşmanlıkların giderilmesini ister. Bu işleri halletmek için, sultanların daha fazla ilme ve hikmete ihtiyaçları vardır. İlimsiz insan, insansız şehir gibidir. Sultanda hususi, insanlarda umumi olan en güzel, şey; ilmi sevmek, onunla süslenmek ve ilim sahiplerine hürmettir. Zira bu hususta insani tarafın kuvvetine ve hayvani duygulardan uzaklığına, derecesine ve duygularının yüceliğine delil vardır. Eğer sultan ilimden uzak olursa, nefsinin arzu ve isteklerine tâbi olur ve tebasına yularsız at gibi zarar verir. Çıkmaz sokaklara girer ve uğradığı yerleri felakete uğratır. Kötü huylardan, fuhuştan ve rezillikten uzaklaşmak, ilimden ne kadar nasiplenmişse, ona göre mümkün olur. Bunların hepsi sende görülebilir. Güzelliğin artması için âlimlerin meclislerinde oturmaya, fakihlerin sohbetini dinlemeye, ilim kitaplarını, ulemanın divanlarını, geçmiş hükümdarların hayatlarını
incelemeye çok fazla ihtiyaç vardır.

Ey Sultan! Allahü teâlâdan korkmayı emredenden üstün, onu emretmeyenden küçük, Allahü teâlânın emrini kabul edenden ve Allahü teâlânın hükmünü öğrenenden daha kıymetli, Allahü teâlânın sıfatları ile sıfatlanandan daha şerefli kimse yoktur. İlim, Allahü teâlânın sıfatıdır. Allahü teâlâ, ilminin genişliğini ve çokluğunu bildirmekte ve mealen şöyle buyurmaktadır:
(Allah’ın kürsüsü, gökleri ve yeri çevrelemiş, kaplamıştır.) [Bekara 255]

Bu âyet-i kerimedeki kürsi, ilimdir. Kürsi sahipleri de ulemadır. İlim böyle faziletli olunca, sultanların, iktidar sahiplerinin, eşrafın ve şeyhlerin ilimle meşgul olmaları evladır. Zira, bu makamlarda hata yapmak çok çirkindir. Fazilet göstermek ise büyük bir fazilettir.

İbrahim bin Mehdi, Halife Memun fakihlerle fıkıhtan konuşurken yanlarına girdi. Halife Memun, İbrahim bin Mehdiye; “Ey amcacığım! Bu âlimlerin dediği hususta ne dersin?” deyince o; “Ey müminlerin emiri! Bizimle küçüklükte meşgul oldular. Biz de, yaşlılıkta onlarla ilgileniyoruz” dedi. Halife Memun; “Niçin bugün ilim öğrenmiyorsun?” diye sorunca, İbrahim bin Mehdi; “Benim gibi biri için ilim öğrenmek güzel olur mu?” dedi. Halife Memun; “Evet, güzel olur. İlim talep ederek ölmen, cehalete razı olarak yaşamandan hayırlıdır” dedi. İbrahim bin Mehdi; “İlim talebi ne zaman güzel olur?” diye sorunca, Halife Memun; “Hayat, senin için güzel olduğu zaman” diye cevap verdi.

Ahlak ilmiyle uğraşanlardan biri, ilim öğrenen, ilimle meşguliyeti seven ve bu yaşta ilim öğrendiği için utanan bir ihtiyara; “Ey pir-i fani! Ahir ömrünün, evvel ömründen efdal olmasından mı utanıyorsun? Halbuki cehalet özür olmadığı halde, küçüklük özürdür” dedi.

Âlimler buyurdular ki: “İlmin kuvvetlendirmediği izzet, zillettir. Akılla teyit edilmeyen ilim sapıklıktır.” Hâl böyle olunca, her melik veya mevki sahibi, ilim öğrenmekten nasıl geri durabilir. Musa aleyhisselam, Şam’a, bütün Bahreyn ülkelerine, batının en ücra köşelerine, Hazret-i Hızır’ı bulmak, ondan bir şeyler öğrenmek için gitti. Onu bulduğu zaman da; “Sana, rüşt ve hidayetten bildiğini bana öğretmen için tâbi olabilir miyim?” dedi.

Peygamber efendimiz, bütün mahlukatın seçilmişi olduğu halde, Allahü teâlâ Ona mealen; (Ya Rabbi, ilmimi arttır) demesini bildirmektedir. (Taha 114)

Şayet Allahü teâlânın katında ilimden daha şerefli bir şey olsaydı, Allahü teâlâ, Peygamberine onu yapmasını bildirirdi. İnsanoğlunun atası Âdem aleyhisselam, melekler, Rablerine tesbih ve takdisler ile iftihar ettikleri zaman, ilmi ile iftihar etti. (Allahü teâlâ meleklere; “Eğer (her şeyin iç yüzünü bilen) sadıklarsanız, (eşyayı kastederek) bunların isimlerini bana haber verin) buyuruluyor. (Bekara 31) Melekler bunu söylemekten aciz kalınca, onlara, Âdem aleyhisselama doğru secde etmelerini emretti. Bütün bunlar, ilmin şerefini ve kıymetini göstermektedir.

(Küçüklükte öğrenilen ilim, mermere yazmak gibi, yaşlılıkta öğrenilen ilim, suyun üzerine yazı yazmak gibidir)
sözü, sana mazeret kapısı açmasın. Ahnef bin Kays, bu sözü söyleyen bir kişiye; “Yaşlı bir zat, aklen daha kâmildir. Ancak, kalbi meşgul olup, manayı araştırır ve dikkatini sebeplere verir” buyurdu. Resulullah efendimizin Eshabı arasında, yaşlılar, olgun kimseler, gençler vardı. Hepsi ilim, Kuran, sünnet öğreniyorlardı. Hepsi ilim deryaları, fıkıh ve hikmet membaları idiler. Ancak küçüklükte öğrenilen ilim, sağlam temellere oturur. Ancak, bir şeyin hepsi ele geçmezse, hepsini de kaybetmemelidir.

Biri, “Ben ilim öğrenmek istiyorum. Ancak onu zayi etmekten korkuyorum” dedi. Hazret-i Ebu Hüreyre buyurdu ki: “İlim öğrenmeyi terk etmen, ilmi zayi etmeye yeterlidir.”

Meşhur nahiv âlimi Esmai anlatır: “Bir gün bir Arab çocuğuna; “Arap evlatlarından bahset?” dedim. Onun konuşmasındaki güzellik beni büyülemişti. Ona; “Bin altının olup da ahmak olmayı ister misin?” diye sorunca, o çocuk; “Hayır” dedi. “Niçin?” diye sorduğumda; “Bu para, benim ahmaklığımı arttırır. Bende bulunan diğer şeyleri alır. Böylece bende, sadece ahmaklığım kalır” dedi. Bu durum, çocuğun zekasının parlaklığını ve kendisinden daha yaşlı olanlardan daha dikkatli davrandığını göstermektedir. Zekanın ve cömertliğin bir sınırı yoktur.

İslam âlimleri buyurdular ki: “Tecrübe, aklın aynasıdır. Gurur, cehaletin meyvesidir.” Bu sebeple yaşlıların görüşleri övülmüştür ve denilmiştir ki: “Yaşlılar, vakar ağaçları, nur membalarıdır. Onlar, kolay kolay yanılmaz. Yaşlıların görüşlerine sarılınız. Zira, onların zekaları olmasa da, zeka olarak tecrübeleri yeter.”

Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Ey Ebüdderda! Aklını artır ki, Rabbine yakınlığın artsın! Haramlardan sakın, farzları yap, akıllı olursun. Sonra bunları, salih amellerle ziyade eyle. Dünyada aklın ve Rabbinin katında yakınlığın ve izzetin artar.)

 

Top
Sitemizdeki bilgilerden, Orijinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya gerek kalmadan, herkes istediği gibi alıp istifade edebilir.