logo
Ana Sayfa
KIBLE
365 GÜN DUA
ABDEST VE TEYEMMÜM
AHLAK BİLGİLERİ
ALIŞ VERİŞ BİLGİLERİ
ALLAHÜ TEALA
ANA - BABA HAKKI
BOZUK FIRKALAR
BÜYÜ-SİHİR-HURAFELER
CENNET VE CEHENNEM
CİHAD
ÇEŞİTLİ KONULAR
DEVİR VE İSKAT
DİNİMİZ-BATIL DİNLER
DOĞRU İMAN BİLGİLERİ
ESHAB-I KİRAM
EVLİLİK VE AİLE
EVLİYAYI TANIMAK
FAİZ
FİTNE VE GIYBET
FİTRE-UŞUR-ZEKAT
GÖRGÜ KURALLARI
GUSÜL
HAC VE UMRE
HAYZ VE NİFAS
İDARECİLİK BİLGİLERİ
KUR'AN ÖĞRETMENİ
KUR'AN-I KERİM
Âyete farklı yorum
Başka delil var mı?
Çeşitli sorular
Delil göstermek
Dinlemenin sevabı
Ha-mim'lerin şefaati
Hatim nedir?
Hoparlörden Kur'an
İslam harfleri
Kabristanda Kur'an
Kıraat ilmine dair
Kim için indi?
Kur'an değişmemiştir
Kur'an değiştirilmez
Kur'an hayranlığı
Kur'an konferansı
Kur'an mahlûk değil
Kur'an niçin Arapça?
Kur'anda Ehli Kitap
Kur'anda nesh
Kur'anda sayılar
Kur'anda var mı?
Kur'andaki mecazlar
Kur'anı kim anlar?
Kur'anın benzeri
Kur'anın korunması
Kur'anın tercümesi
Mushaf'a başka harf
Okumak ibadet mi?
Okumak ve dinlemek
Okumanın edebi
Öğrenmek ve okumak
Sapık fırkalar
Sünnet de delildir
Ücretle Kur'an okuma
''Tarihsel'' Ayetler
Yahudi ve Hıristiyan
Zırva tevil götürmez
+Ateistlere cevaplar
+Meal ve Tefsir
+Surelerin fazileti
KURBAN-ADAK
MEZHEPLER DOSYASI
MİRAS-FERAİZ VE BORÇ
MUCİZE-KERAMET-SİHİR
MÜBAREK GÜNLER
MÜZİK VE TEGANNİ
NAMAZ
NELERİ YİYEBİLİRİZ
NİKAH-TALAK-MEHR
ORUÇ
OSMANLI SULTANLARI
PEYGAMBER EFENDİMİZ
SAĞLIK BİLGİLERİ
SIRAT KÖPRÜSÜ
SÜNNET VE BİD'AT
ŞAFİİ İLMİHALİ
TESETTÜR
UYDURMA HADİS OLURMU
YEMİN VE KEFARETİ


Ziyaretçi Sayısı
Loading

Kur’an-ı kerimle ilgili çeşitli sorular

Konuyla ilgili Sesli Dosyayı dinlemek için lütfen tıklayınız!

Sual: Kur’an Kadir gecesi mi indi, yoksa Berat gecesi mi?
CEVAP
Tefsirlerdeki bilginin özeti şöyledir:
Levh-il mahfuza inişi Berat gecesinde oluyor, dünya semasına indirilmesi ise Kadir gecesinde oluyor. İlk inişi Kadir gecesinde olmuştur. 23 senede indi. Bir âyet meali:
(Apaçık olan Kitaba and olsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Her hikmetli iş o mübarek gecede ayırt edilir.) [Duhan 3-4]

Bu âyetin açıklamasında buyuruluyor ki:
Kur’an-ı kerim, Levh-il mahfuza bu gece indirildi.
Dünya semasına indirilmesi ise, Kadir gecesinde oldu. Bir âyet meali şöyledir:
(Biz onu [Kur'anı] Kadir gecesinde indirdik.) [Kadr 1]

Sual: Mucize mahluk olur. Kur'an mahluk değilken nasıl mucizedir?
CEVAP
Kur'an-ı kerim, istisna olarak mahluk olmayan mucizedir.

Sual: Kur'anda Fatiha suresinden sonra âmin diye bir kelime yok. Âmin diyenler Kur'ana kelime ilave etmiş olmuyorlar mı? Bu yanlışlığın sebebi nedir?
CEVAP
Ortada bir yanlışlık var. Bu yanlışlık yalnız Kur'an diyerek hadis-i şerifleri inkâr edenlerdedir. Kur'an-ı kerimden hangi şeyi anlayabiliriz ki? Mesela namazı bozan şeyler Kur'anda yazıyor mu? Namazın farzları ve nasıl kılınacağı var mı? Namazın sünnetleri, mekruhları ve vacibleri Kur'anda yazar mı? Namazın kaç rekat kılınması gerektiği yazılı mı? Bunları ve her şeyi Allahü teâlâ Peygamber efendimize bildirmiştir, O da bize bildiriyor. Peygamber efendimiz, Fatiha'dan sonra âmin demek gerekir buyuruyor. Âmin demek sünnettir. Esas yanlışlık, Kur'an meali okuyup da Kur'anda âmin kelimesi yok demektir. Her Müslümanın fıkıh kitabı okuması lazımdır. En güzel, en faydalı fıkıh kitabı ise Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye’dir.

Sual: Nahl suresinin (Allah bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratır) mealindeki 8. âyetindeki "Bilemeyeceğiniz şeyler"den maksat nedir?
CEVAP
"Bilemeyeceğiniz şey"
buyuruluyor. Bilebilseydik öyle buyurulmazdı. Ancak tahminler yapılmaktadır. "Bilemeyeceğimiz şeyleri" bazı müfessirler, "Acayip garaib" diye tefsir etmişlerdir. Bugün, ilk hatıra gelen şeyler füze, TV, bilgisayar ve diğer teknik cihazlar olabilir. Daha başka şeyler de bulunacak demektir. (Tibyan)

Sual: Bazı kitap satıcıları Mushafları aşağı yerlere koyuyorlar. Bu saygısızlık değil mi?
CEVAP
Kitap satıcılarının, öyle yapmaları Kur’an-ı kerime hürmetsizlik olur. Kur’an-ı kerim öğretilmesine, okunmasına sebep olmak niyetiyle kitapçıların, Kur’an-ı kerimi bastırıp, Mushaf olarak satmaları caiz ve sevap olur. Aldığı satış parası helal olur; fakat böyle niyetin alameti vardır ki, mal oluş fiyatına yakın, az bir kârla satmalıdır. Geçimi başka kitaplardan sağlanıyorsa, Mushaf’ı kârsız satmalıdır.

Sual: Kur'an-ı kerimi yattığımız odada başucumuza asıyor bu şekilde yatıyoruz. Ayrıca bu odada ve diğer odalarda dini levhalar da var. Bunun mahzuru var mı?
CEVAP
Yatak odasında Mushaf (Kur’an-ı kerim) ve dini levha bulunmasının mahzuru olmaz.

Sual: Kur’an-ı kerimin mealini okumak hatim yerine geçer mi?
CEVAP
Hatim yerine geçmez.

Sual: Mealden dinimi öğrenmeye çalışıyorum, uygun mu?
CEVAP
Uygun değil. Mealden tefsirden din öğrenilmez. Ehl-i sünnet âlimlerinin kıymetli kitaplarından hazırlanan ilmihallerden öğrenmeli. Bunun için size Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabını tavsiye ederiz. Bu kıymetli eseri www.hakikatkitabevi.com adresinden de okuyabilirsiniz.

Sual: Ayrıca bir Kur’an-ı kerim ihtiyacım var, hangisini önerirsiniz? Mealli olması uygun mu?
CEVAP
Mealli olması uygun değil. En iyi hangisini okuyorsanız onu alın.

Sual: Mushaf satıcıları küçük Kur'an, büyük Kur'an diyorlar. Mushafa Kur'an demek caiz mi?
CEVAP
Kur’an Allah sözü demektir. Mushaf Allah’ın sözlerinin yazıldığı kitap demektir. Büyük Kur'an küçük Kur'an, eski Kur'an yeni Kur'an olmaz. Yani Allah’ın sözlerinin büyüğü küçüğü, eskisi yenisi olmaz. Ama Mushafın yenisi eskisi, küçüğü büyüğü olur. Kur'an mahluk değildir, fakat Mushaf kağıt olarak mahluktur. Mahluk yaratılmış demektir.

Sual: Arabada torpido gözünde fermuarlı kılıf içinde Kur’an-ı kerim bulunduruyorum, gözdeki diğer eşyaların üzerinde duruyor, ancak arabada daha yüksekte bir yerde tutma imkanım da yok. Torpido gözü bel hizasında duruyor, böyle bulundurmamız uygun mu?
CEVAP
Uygundur.

Sual: Deri kaplı, fermuarlı küçük Mushafla helaya girmek caiz mi?
CEVAP
Evet caizdir.

Sual: Mushafı yükseğe açık olarak koymak caiz mi?
CEVAP
Evet.

Sual: Hafız idim. Boş zamanım olursa, hıfzımı takviye edeyim mi?
CEVAP
Evet.

Sual: Mushafın kenarına İslam harfleriyle yazı caiz mi?
CEVAP
Evet.

Sual: İçinde Mushaf bulunan çantayı, dizden aşağıda taşımak caiz mi?
CEVAP
Hayır.

Sual: Çok küçük Mushaflar var. Bunları kolye olarak kullanmak günah mıdır?
CEVAP
Kur'an-ı kerimi okunamayacak kadar küçük harflerle yazmak, böyle küçük Mushafı almak günahtır. Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimi okumak, dinlemek, emirlerini öğrenip yapmak için gönderdi. Kur'an-ı kerimi okunamayacak kadar küçük yazmak, ona hakaret etmek olur. Halife Hazret-i Ömer, böyle küçük yazan birisini cezalandırmıştır. (Halebi)

Böyle Mushafları almak, taşımak, hıristiyanların putları gibi altın veya gümüş mahfaza içinde boyna takmak, faydasız ve günahtır.

Sual: Namazda okunan Kur’an mı yoksa dışında okunan mı daha sevaptır?
CEVAP
Namazda okunan daha sevaptır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Namazda okunan Kur'an, namaz dışında okunan Kur'andan daha sevaptır.) [Cami'ussagir şerhi]

Sual: Kur'anın ikinci suresine Bekara denmesinin sebebi nedir?
CEVAP
Bekara
, sığır, inek manasındadır.
Musa aleyhisselam zamanında Beni İsrail’den bir genç, kendisinden başka mirasçısı bulunmadığı halde, malına tamah ederek zengin amcasını öldürür. Ölüsünü de gizlice başka bir köye bırakır. Ertesi günü Hazret-i Musa’ya gidip, zengin şahsı bu köylülerin öldürdüğünü söylerler. Onlar da kendilerinin öldürmediğini söyleyince, Cenab-ı Hak, bir inek kesip bir parçası ile ölüye vurulursa, ölü dirilip katilin kim olduğunu söyleyeceğini Hazret-i Musa’ya bildirir.

Kavmi, böyle bir şeyin olamayacağını zannederek, Hazret-i Musa’ya, (Sen bizimle alay mı ediyorsun?) derler. O da, bir Peygamberin alay etmeyeceğini söyler ve (Cahillikten Allah’a sığınırım) buyurur.

Hazret-i Musa’ya kesilecek ineğin vasfını sorarlar. O da bildirir. Değeri üç altın etmesine rağmen, istenilen vasıflar bu inekte bulunduğu için, derisi dolu altın verilerek ineği satın alıp keserler.

Kesilen ineğin bir parçasını ölüye vurunca, ölü dirilip, (Beni öldüren yeğenimdir) der ve tekrar ölür. Köylüler katili yakalayıp öldürürler. Böylece iki köy arasındaki çekişme de sona erer. Bu husus, Bekara suresinin 67-73. âyet-i kerimlerinde bildirilmektedir.

Son âyet-i kerimenin devamında mealen (İşte Allah ölüleri böyle diriltir, düşünüp de gerçeği anlamınız için size [kudretini, peygamberine verdiği mucizeleri] gösterir) buyurulmaktadır.

Firavunlar devrindeki Mısır’da, sığır mukaddes bir hayvandı. Şimdi Hindistan’da olduğu gibi ineğe tapılırdı. Allah’tan başka şeylere tapınılmayacağını göstermek ve böyle bâtıl inançları yıkmak gayesiyle bildirilen mucize gösterilmiştir.

Bekara
suresinde Hakla bâtıl anlatılmaktadır. Öküzle sürülen saban, toprağı yarıp ikiye ayırdığı gibi, Hakkı, bâtıldan ayırması bakımından da bu sureye Bekara ismi verildiği bildirilmiştir.

Sual: Bizim camiye birisi gizlice gelip, Mushaflardaki Tevbe suresinin son iki âyetini karalıyor. Oraya da bu Kur’andan değil diyor. Bunu kimler yapabilir ki?
CEVAP
Resulüm yani peygamberim diyen Reshat Khalife isimli Mısırlı birisi, 19 sayısının katlarına uymuyor diye, o iki âyeti inkâr ediyor. Bu inkârıyla, ya, (Kur’anı biz indirdik, onu değişmekten biz koruyacağız) mealindeki âyet-i kerimeyi de kabul etmemiş oluyor veya kabul ediyorsa, Allahü teâlânın Kur’an-ı kerimi koruyacağına güvenmemiş oluyor. Bu sapık adama inanan ahmağın birisi onu karalamış olabilir.

Sual: Çok yıpranmış, yırtılmış Mushafı yakmak caiz midir?
CEVAP
Eskimiş, istifade edilmez hâle gelmiş Mushafı, çürüyüp, toprak oluncaya kadar açılmayacağı emin olan yerdeki toprağa gömmek gerekir. Böyle bir yer bulunamazsa, yakıp külünü gömmek veya külünü denize, ırmağa atmak caizdir.

Mushaf arasına çiçek koymak

Sual: Mushaf arasına, çiçek, gazete parçası koymak caiz midir?
CEVAP
Mushaf arasına çiçek koymak caizdir, hürmetsizlik sayılmaz. Gazete parçası koymak hürmetsizlik olur. Latin harfleri, İslam harfleriyle karışmış olur.

Sual: Kur’an yazılı CD’leri, Kur’an öğrenmek için hazırlanan CD’leri veya Mushafları, kâr kazanmak için satmak caiz mi?
CEVAP
Bunları satmak, Kur'an-ı kerim öğretilmesine, okunmasına sebep olmak niyeti ile olursa, caiz ve sevab olur, fakat böyle niyetin alameti, bunları, maliyetine yakın, çok az bir kârla satmaktır. Başka geliri de varsa, Mushafı kârsız satmalıdır. Kâğıt, işçilik ücreti ve masraflarını almak caizdir. (S. Ebediyye)

Sual: Bilimde dinozorlardan ve buzul çağıyla birlikte soylarının tükenmesinden bahsediliyor. Kur'anda böyle bir şeyden bahsediliyor mu?
CEVAP
Kur’an-ı kerim, tarihten, biyolojiden, teknolojiden, tıptan kısmen bahsetse de, o, tarih, coğrafya, tıp veya biyoloji kitabı değildir. Bunlardan detaylı şekilde bahsetmez. Herkesin Âdem aleyhisselamdan geldiğini bildirir, o kadar.

Sual: Kıraat ve tilavet ne demektir?
CEVAP
İkisi de, Kur'an-ı kerim okumak demektir. Genelde kıraat, namaz içinde okumak; tilavetse, namaz dışında okumak anlamında kullanılır.

Sual: Kur'an-ı kerim, Mushaf haline nasıl geldi?
CEVAP
Kur'an-ı kerim, 23 yılda, parça parça nazil oldu. İnen ayetler, çeşitli şeylere yazıldığı gibi, müminler tarafından da hemen ezberleniyordu. Ancak Yemame savaşında, Kur'an-ı kerimin hepsini ezberleyen 70 hafız şehit olunca, (Kur'an-ı kerimi ezberden bilenler azalıyor) diye telaşlanan Hazret-i Ömer, halife Hazret-i Ebu Bekir'e, Kur'an-ı kerimin toplanıp yazılmasını tavsiye ve rica etti. Hazret-i Ebu Bekir de, Muhammed aleyhisselamın kâtibi olan Zeyd bin Sabit'e Kur'an-ı kerim surelerinin ayrı ayrı kâğıtlara yazılmasını emretti. Sonra bir heyet, Kureyş lehçesiyle bir Mushaf yazdı. Hazret-i Osman zamanında bu Mushaf'tan, 6 adet daha yazılarak vilayetlere gönderildi. Bu suretle, Resulullahın vefat edeceği yıl, Cebrail aleyhisselamla beraber iki defa okumuş oldukları Kur'an-ı kerim yazıldı. Buna uymayan nüshaları imha edildi. Bugün bütün İslâm ülkelerinde mevcut olan Mushafların tertibi ve şekli Mushaf-ı Osmani'ye tam uygundur. O zamandan beri bir tek harfi değişmemiştir. (Mir'at-ı kâinat)

Sadakallah-ül-azim demek

Sual: (Kur’an-ı kerim okuduktan sonra, sadakallah-ül-azim demek bid’attir. Çünkü manası, en doğrusunu Allah bilir demektir) deniyor. Bu yanlış değil mi?
CEVAP
Sadakallah
, Allah doğru söyledi demektir.
Sadaka Resulullah, Resulullah doğru söyledi demektir.
Sadakallah-ül-azim, (Azim olan, büyük olan Allah doğru söyledi) demektir. Kur’an-ı kerim Allahü teâlânın sözü olduğuna göre, Allah doğru söyledi demek, bid’at olmaz. Asırlardır âlimlerimiz böyle söylemişlerdir.

Doğu ve batının Rabbi

Sual: Kur’anda, (İki doğu ve iki batının Rabbi) ifadesi geçiyor. Her şehrin doğusu da olur, batısı da olur. İki doğu ve iki batı ne demektir?
CEVAP
Âyet-i kerimedeki maksadı bilemeyiz. Kitaplardaki bilgiye göre, Güneş, yaz ve kış aylarında farklı yerlerden doğup, farklı yerlerden batıyor. Allahü teâlânın her yönün Rabbi olduğu bildiriliyor. Her yöne hâkimdir, her yönün yaratıcısıdır. Güneşi farklı yönlerden doğdurup batıran, mevsimleri meydana getiren, gündüzleri ve geceleri uzatıp kısaltan Odur. Her şeyi yaratan Odur. Ondan başka ilah yoktur. Bundan sonra gelen âyette ise, (O hâlde Rabbinizin hangi nimetini inkâr edebilirsiniz, nasıl yalan sayabilirsiniz?) buyuruluyor, kâinattaki bu muazzam düzen hatırlatılarak inkârcılara delil gösteriliyor. (Rahman suresi 18)

Bu kadar delillere rağmen Allah'ın varlığını nasıl inkâr edebilirsiniz deniyor.

Kolu açık Kur'an okumak

Sual: (Kadınların kolları ve saçları açık Kur'an okuması ruhsattır, yani mahzuru yoktur) deniyor. Hâlbuki S. Ebediyye’de, (Kendi avret yeri açıkken ve avret yeri açık olanların yanında Kur’an-ı kerim okumak mekruhtur) deniyor. Kadınlara bu ruhsatı kim vermiştir?
CEVAP
Kadınlara ruhsat veren yoktur. Yani hiçbir kitapta mubah olduğu bildirilmemiştir.
Kadınların, başı ve kolları açık Kur’an okuması tahrimen mekruhtur. (İbni Abidin)
Erkeklerin bile başı kolları açık Kur'an okumaları tenzihen mekruhtur.

Mâ kerihallah

Sual: Bir arkadaş, (Estağfirullah min külli mâ kerihallah) istiğfarındaki kerihallah ifadesi için doğrusu kerimallah olacak diyor. Doğrusu nedir?
CEVAP
Onun söylediği yanlıştır. Kerihallah tek başına kullanılmıyor. Bu istiğfarın mânası şöyledir:
(Ya Rabbi, beğenmediğin, razı olmadığın, kerih olan şeylerden birini yaptıysam, beni affet! Yapmadıklarımı da yapmaktan koru!)
Ma kerihallah = Allah'ın kerih gördüğü beğenmediği şeyler demektir. Kerim demek çok yanlıştır. O zaman mâna şöyle olur:
(Ya Rabbi, beğendiğin, razı olduğun, şerefli, kerim şeylerden birini yaptıysam, beni affet! Yapmadığım şerefli işlerden beni koru!)
Görüldüğü gibi mâna çok değişiyor, çok tuhaf oluyor. Kesin bilmediği şey hakkında hüküm vermek yanlış olur. Dinî konularda dikkatli olmaya çalışmalıdır.

Sûrelerin yerleri

Sual: Kur'an-ı kerimdeki sûrelerin ve âyetlerin yerlerini kim tespit etmiştir? Niye iniş sırasına göre konmamıştır?
CEVAP
Sûrelerin sırasını Peygamber efendimiz bildirmiştir. Halife hazret-i Osman da, bildirildiği şekilde, yazdırdığı altı Mushaf’ta bu sûreleri yerlerine koydurmuştur. (Rehber Ansiklopedisi)

Resulullah’ın dine ait her sözü vahye dayanır. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Resulüm, kendi arzusuyla konuşmaz. Onun [dini hükümlere ait her] sözü vahiydir.) [Necm 3, 4]

Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Yemin ederim ki, ben size ancak Allahü teâlânın emrettiğini emrediyor, nehyettiğini nehyediyorum.) [Taberanî]

Farklı kaviller varsa da, âyetler gibi sûrelerin yerleri de vahye dayanmaktadır. (Kurtubi)

Fâtiha ve Muavvizeteyn

Sual: Fâtiha ile Muavvizeteyn’in yani Felak ve Nas sûrelerinin Kur’andan olmadığını söyleyenler var. Böyle bir iddia nasıl yapılabilir?
CEVAP
Bu iddia, İbni Sebecilerin (Hazret-i Ali’nin Kur'anı ayrıdır) diyerek Kur'an-ı kerime gölge düşürmek için söyledikleri hezeyandır. Buna yerli mezhepsizlerden de katılan olmuş, (Ben namazda bu sûreleri okumuyorum) diyen sapıklar çıkmıştır.

Bu üç sûre, Kur'an-ı kerimin en meşhur sûreleridir. Peygamber efendimiz, vefat edene kadar her namazda Fâtiha'yı okumuştur. Bu konuda birçok hadis-i şerif vardır. Birkaçı şöyledir:
(Kur'an-ı kerimin en faziletli sûresi Fâtiha’dır.) [Hâkim]

(Fâtiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [Deylemi]

(Hayrı en çok olan sûre Fâtiha’dır, her derde şifadır.) [Beyheki]

(En faziletli sûre Fâtiha’dır.) [Hâkim]

(Fâtiha sûresi Allahü teâlânın gazabını önler.) [Şir’a]

(Hazret-i Cebrail dedi ki: Senden önce hiçbir peygambere verilmeyen iki nurla seni müjdeliyorum. Bunlar Fâtiha ile Bekara sûresinin son âyetleridir. Bu ikisini okursan, istediğin verilir.) [Müslim]

(Cuma gecesi Fâtiha ve 15 kere “İzâ zülzilet” okuyarak, iki rekât namaz kılan kabir azabından emin olur.) [Deylemi]

(Ölen Müslümanı kabrine götürmekte acele edin! Kabrinde onun başucunda Fâtiha sûresini, ayak ucunda ise Bekara sûresinin sonunu okuyun!) [Taberani]

(Yatarken Fâtiha ve İhlas’ı okuyan, ölüm hariç her şerden emin olur.) [Bezzar, İbni Abdilber]

(Sabah akşam İhlas ve Muavvizeteyn’i üçer defa oku! Bütün bela, âfet, sıkıntı ve istenmeyen şeyleri giderir.) [Tirmizi]

(Fâtiha’sız namaz olmaz.) [Buhari, Müslim]

(Bir rekâtında bile Fâtiha okunmasa o namaz sahih olmaz.) [Tirmizi]

(Kur'an-ı kerimde hayrı en çok olan sûre Fâtiha’dır.) [İ. Ahmed]

(Yemin ederim ki, ne Tevrat’ta, ne İncil’de, ne de Zebur’da, Fâtiha’nın bir benzerini Allahü teâlâ indirmemiştir. O, namazlarda tekrar edilen yedi âyet olup, bana verilen Kur'an-ı azimdendir.) [Tirmizi]

(Fâtiha, zehre ve her hastalığa şifadır.) [Beyheki]

(Evinde, Fâtiha ve Âyet-el kürsi okuyana, o gün cin ve şeytan zarar veremez.) [Deylemi]

Bir kabile reisini yılan soktu. Eshab-ı kiramdan biri Fâtiha sûresini okudu. Şifaya kavuşan kabile reisi, bir sürü koyun hediye etti. Sahabi, bu helâl mi diye sorunca, Resulullah, (Ne okudun) buyurdu. O da, Fâtiha suresini okuduğunu bildirince, (Fâtiha’nın şifa olduğunu nereden bildin? O koyunları al, yanındakilere pay et!) buyurdu. (Buhari)

Felak ve Nas sûreleriyle ilgili hadis-i şeriflerden birkaçı da şöyledir:
(Felak ve Nas sûreleri gibi faziletli bir sûre inmemiştir.) [Müslim, Tirmizî, Ebu Davud, Nesai]

(Cuma namazından sonra, yedi kere İhlâs ve Muavvizeteyn okuyan, bir hafta kazadan, beladan ve kötü işlerden korunur.) [İbni Sünni]

(Sabah akşam İhlas ve Muavvizeteyn surelerini üçer defa oku! Bunlar, bütün belaları, âfetleri, sıkıntıları ve istemediğin kötü şeyleri giderir.) [Nesai, Tirmizi]

(Felak ve Nas sûrelerini oku! Bu iki sûre gibisini asla okuyamazsın.) [Nesai]

Hazret-i Âişe validemiz anlatır:
Resulullah yatağına girince, İhlas, Felak ve Nas sûrelerini okur ellerine üfler, sonra yüzüne ve vücuduna ellerini sürer, bunu üç kere tekrar ederdi. Hastalanınca aynı şekilde kendisine okumamı emrederdi. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Muvatta)

Yine Âişe validemiz anlatır:
Resulullah vitrin ilk rekâtında Alak, ikinci rekâtında Kâfirun, üçüncü rekâtında İhlas, Felak ve Nas sûrelerini okurdu. (Tirmizî, Nesai, Ebu Davud)

Ebu Said Hudri hazretleri anlatıyor:
Resulullah cin ve nazardan korunmak için çeşitli dua okurdu. Nas ve Felak sûreleri inince, diğerlerini terk edip, bu iki sûreyi okurdu. (Tirmizi, İbni Mace)

İbni Mesud hazretleri, Resulullah'ın sevmediği on şeyden birinin Muavvizeteyn’den başka bir şey ile rukye yapmak olduğunu bildirdi. (Ebu Davud, Nesai)

Bu kadar meşhur olan Fâtiha, Felak ve Nas sûreleri için, Kur'andan değil demek çok çirkin bir iftiradır.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Hadis usulü esaslarına göre, birer kişinin haber verdiği bilgi, kesin olmaz. Şüpheli olur. Tevatürle bildirilen şey, kesin bilgi olur. Kur’an-ı kerimin hepsi tevatürle, yani sözbirliğiyle haber verildi. Bunun için, Kur’an-ı kerimin tamamı Allah kelamıdır. (İsbat-ün-nübüvve)

Resulün sözü ne demek?

Sual: Bir ateist, “Siz Kur'ana Allah'ın sözü diyorsunuz, ama Kur’anda, Kur’anın Resulün sözü olduğu açıkça bildiriliyor. Hakka sûresinin 40. âyetinde, (Hiç şüphesiz ki bu Kur’an, çok şerefli bir Resulün sözüdür) deniyor. Kur'an doğru söylüyorsa, Kur'an Resulün sözüdür. Kur'an yanlış söylüyorsa zaten Kur'ana itibar edilmez” diyor. O âyette niye Kur'an Resulün sözüdür deniliyor?
CEVAP
İmam-ı Gazali hazretleri, (Bid’at ehli Kur'anı anlayamaz. Kur'an kalbdeki bir nurla anlaşılır. Bid’at ehlinin kalbinde bu nur olmaz) buyuruyor. Bid’at ehli anlamazsa, inkârcı ateist hiç anlamaz. Anlamadığı da, yukarıdaki ifadesinden anlaşılıyor. O âyetin devamındaki âyetlerde, (Kur'an, şair sözü de, kâhin sözü de değildir. O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir) buyuruluyor. (Hakka 41, 42, 43)

Daha sonraki âyetlerde de, Peygamberin ona ilave bir şey yapamayacağı bildiriliyor. (Hakka 44-46)

O âyet, tefsirlerde şöyle açıklanıyor:
(Kur'an, şerefli bir peygamberin Allah'tan getirdiği kelam-ı ilahidir.) [Hakka 40 - Beydavi]

Ateistler gibi, Selefiler de, Kur’andaki böyle ifadeleri anlayamıyorlar. O âyetten önceki veya sonraki âyetleri okumuyorlar veya okusalar da görmezlikten geliyorlar. Âyette kelime olarak ne yazıyorsa, anlamının o olduğunu söylüyorlar. Mesela, (Allah'ın eli var) diyorlar. (Anarşist, üç polisi öldürdü demek şirktir) diyerek şu dört âyeti delil gösteriyorlar:
(Dirilten de, öldüren de ancak Odur.) [Mümin 68]

(Dirilten ve öldüren, yalnız Odur.) [Yunus 56]

(Ölüm zamanında insanı, Allahü teâlâ öldürüyor.) [Zümer 42]

(Savaşta öldürülenleri siz değil, Allah öldürdü.) [Enfal 17]

İnsanları Azrail aleyhisselamın öldürdüğü bildiriliyor. Bir âyet-i kerime meali:
(Öldürmek için vekil yapılmış olan melek sizi öldürüyor.) [Secde 11]
Demek ki bu âyet-i kerime mecazdır. İnsanların birbirini öldürdüğü de bildiriliyor. İki âyet-i kerime meali şöyledir:
(Âdem aleyhisselamın oğlu, kardeşini öldürdü.) [Maide 30]
(Davud, Calut’u öldürdü.) [Bekara 251]

Son iki âyet-i kerimeye göre, (Anarşistler üç polisi öldürdü) demek şirk olmuyor. Selefiler, Kur'an-ı kerimdeki mecaz ve deyimleri gerçek manasında anlayınca böyle çıkmaza düşüyorlar. Yukarıdaki âyette ölüleri diriltenin Allahü teâlâ olduğu, şu âyette ise İsa aleyhisselamın ölüleri dirilttiği bildiriliyor:
(Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim.) [Âl-i İmran 49]

Selefiler bu inceliği anlamadıkları için, Müslümanları şirkle damgalıyorlar.

Ateist de, Kur'anı Resulünün sözü olarak anlıyor. Hâlbuki orada, (Allah kelamı olan Kur'anı şerefli Peygamber size bildiriyor) denmek isteniyor. Ateistin bu inceliği anlaması elbette zordur. Anlayabilecek kapasitesi olsa, zaten ateist olmaz. Bir karınca veya bir arpa tanesini yapmaktan âciz iken, şu muazzam kâinatın kendiliğinden var olduğunu söyleyerek yaratıcıyı inkâr etmezdi.

Mushaf ve Kur'an

Sual: Mushaf ile Kur'an arasındaki fark nedir?
CEVAP
Kur'an, sözlükte, okumak, okunmuş gibi manalara gelirse de, ıstılahta (Allah'ın sözü) demektir. Mushaf, Allah’ın sözlerinin yazıldığı kitabın adıdır. Büyük Kur'an, küçük Kur'an, eski Kur'an, yeni Kur'an denmez. Yani Allah’ın sözlerinin büyüğü, küçüğü, eskisi ve yenisi olmaz. Ama Mushaf, kitap olduğu için yenisi eskisi, küçüğü büyüğü olur. Bunun için Kur'an, Allah'ın sözüdür ve mahlûk değildir, fakat Mushaf kâğıt olarak mahlûktur. Mahlûk, yaratılmış demektir.

Mushaf, Allah'ın sözlerinin yazıldığı kitap olduğu için, Mushaf yerine Kur'an dense de, mahzuru olmaz, ama kelimeleri yerli yerinde kullanmak iyi olur.

Cünübün Kur'an okuması

Sual: Cünüp, secde âyetini okusa, işitenlere secde vacib olur mu?
CEVAP
Cünübün Kur'an okuması haramdır, ancak onun cünüpken okuduğu secde âyetini duyanlara, secde etmek vacib olur. (Dürer)

Cihaza Kur’an almak

Sual: S. Ebediyye’de, (Mizan-ı Şa’ranî) kitabından alınarak, (Çirkin şeyler söyledikten sonra Kur’an-ı kerim okuyan kimse, Mushaf’ı pislik içine sokan kimse gibidir) deniyor. Sonra, (Kur’an-ı kerimi mizmarlardan okuyanlara Allahü teâlâ lanet eder) hadis-i şerifi bildiriliyor. İçine müzik alınmış CD’ye, şimdi Kur’an alıp dinlemek veya düğünlerde, mevlitlerde mikrofonla okunan Kur’an-ı kerimi, hoparlörden dinlemek caiz olmuyor mu?
CEVAP
Evet, caiz olmuyor. Hattâ hiç müzik çalınmasa da, sadece öğrenmek niyetiyle CD’den, bilgisayardan, radyodan, TV’den ve hoparlörden Kur’an dinlemek caiz ise de, dinleme sevabı hâsıl olmaz. Sevab niyetiyle dinlemek, bid’at ve günah olur. İbni Hacer-i Mekkî hazretleri buyuruyor ki: Hadis-i şerifte, (Bir zaman gelir ki, Kur’an-ı kerim mizmarlardan okunur. Okuyanlara ve dinleyenlere Allahü teâlâ lanet eder) buyuruldu. (Keffür-rea an muharremat-ila lehvi vessima – Müsamere - S. Ebediyye)
[Mizmar, her çeşit çalgı aleti demektir. Mikrofon da mizmardır.]

Sırf Kur’an öğrenmek için, hiç ses alınmamış boş bir cihaza âyet veya sûre almak caiz olur. Bunun dışında Kur’an-ı kerimi mizmarlara almamalı ve dinlememelidir. Allahü teâlânın lanetine uğramaktan çok sakınmalıdır.

Mushaf ve Kur'an

Sual: Mushaf yerine Kur'an demek caiz midir?
CEVAP
Önce bunların mânalarını bildirelim:
Mushaf, Kur'an-ı kerimin kâğıtlara yazılarak kitap hâline gelmiş şeklidir, mahluktur, yani yaratılmıştır. Kur’an ise, Allah'ın sözüdür, mahluk değildir. Ama âdet olmuştur, Mushaf’a, Kur’an denmektedir. (Bunun içinde Kur’an var yani Allah'ın sözü var) demektir. Çok zaman zarf söylenir, mazruf anlaşılır. Mazruf, zarfın içindeki demektir. Mesela (Soba yanıyor) denince, sobanın kendisi değil, içindeki odunun, kömürün veya gazın yandığı anlaşılır. (Bu sınıf tembeldir) denince de, o sınıftaki öğrencilerin tembel olduğu anlaşılır.

Kur'an-ı kerimde, (Zalim köylüler) için, (Zalim köy), (Köy halkına sor!) yerine, (Köye sor!) denmiştir.

Bunun gibi, (Vatan sevgisi imandandır) hadis-i şerifinden kasıt da, taş, toprak değil, vatanın içindeki Müslümanlardır. (Şeref-ül mekân bil mekîn) buyuruluyor. Yani (Bir yerin şerefi içindekiyle ölçülür) demektir. İçindeki iyi ise orası iyidir, kötü ise orası kötüdür. Bir vatanda Müslümanlar varsa orası kıymetlidir. Orayı sevmek imandan olur. Camiyi sevmek de imandandır. Barı, meyhaneyi sevmek de fısk alametidir.

(Zaman sana uymazsa sen zamana uy!) sözü de böyledir. Zamanın kendisine değil, o zamandaki insanların faydalı işlerine, o zamanın tekniğine uymak demektir.

Bir sözü, söyleyenin maksadına göre anlamak gerekir. Maksadını düşünmeden, (Bu doğru değil) demek yanlıştır. Mushaf demek daha uygunsa da, Kur’an-ı kerim demek de caizdir.

Kur’an okurken ezan okunsa

Sual: Bir kimse, Kur’an okurken sünnete uygun ezan okunsa, o kimsenin Kur’an okumayı bırakıp ezanı dinlemesi daha mı iyidir?
CEVAP
Evet, ezan sünnete uygunsa, Kur'an-ı kerim okumayı kesmesi müstehabdır. Ezan okunurken, konuşmamalı, selam alıp vermemeli, yürüyorsa durmalı, fıkıh dersinde ise, dersi bırakıp dinlemeli. Ezandan sonra, salevat getirilir ve ezan duası okunur.

Kur'an-ı kerim okurken ezanı işitenin, susup ezanı dinlemesi efdaldir. (Halebî-yi sagir)

Ezan ve kamet okunurken, Kur'an-ı kerim okumakta olan kimsenin, okumayı kesip, ezan ve kameti dinlemesi uygun olur. (Hindiyye)

Mescitte Kur’an-ı kerim okuyan kimse, ezan veya kamet sesini duyunca okumayı bırakır. (Tergîb-üs-salat)

Evinde Kur'an-ı kerim okurken ezanı işiten kimse, eğer kendi mescidinin ezanı değilse, Kur'an okumayı bırakmaz, kendi mescidinin ezanı ise, Kur’an okumayı kesip ezanı dinler. (Halebî)

Kur’an okuyunca

Sual: Bir arkadaş, bize namaz kıldırdı. Amenerresulü, Hüvallahüllezi gibi âyetleri namazdan sonra okudu. (Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun ve selamün alel mürselin, velhamdülillahi rabbil alemin el Fâtiha meas-salevat) demedi. Sebebini sorunca, (Biz, arkadaşlarımızın yanında okumuyoruz. Yabancılar olunca dikkat çekmesin diye mecburen okuyoruz) dedi. Bunları arkadaşların yanında okumak caiz değil mi?
CEVAP
Caizdir elbette. Herkesin sözüne itibar edilmez. Muteber kitaplarda yazılanlara göre hareket etmelidir.

Kur’an okuyup (Sadakallahül azîm) dedikten sonra, (Sübhane rabbike) âyetini, Fâtiha ve salevât-ı şerifeyi okumalı. (Sübhane rabbike) âyetiyle ilgili bir hadis-i şerif:
Hazret-i Ali “radıyallahü anh” diyor ki: Peygamber efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” (Bir meclisin, yani bir dersin, bir kitabın veya Kur’an-ı kerim okumanın sonunda “Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun…” âyetini, sonuna kadar okuyana Kıyamette çok sevab verilir) buyurdu. (İslam Ahlakı)

Namazlardan ve dualardan sonra Fâtiha okumanın önemi hakkında Berîka kitabında buyuruluyor ki:
Fâtiha sûresi duaların en iyisini bildirmek için nazil oldu. Herkesin birlikte yüksek sesle okumaları yasaktır. İmam, Fâtiha dediği zaman, herkesin sessizce okumaları iyi olur. Çünkü duaların sonunda hamd etmek müstehabdır. Hamd etmenin en iyisi de, Fâtiha okumaktır. Farzla sünnet arasında okumak ve isteklerine kavuşmak için okumak mekruhtur. (Fâideli Bilgiler)

Fâtiha’dan önce salevat-ı şerife de okunmalı. Duaya başlarken ve bitirince salevat okumak duanın kabul olmasına sebep olur. Bir hadis-i şerif:
(Dua ile Allah arasında perde vardır, salevat getirilince perde açılır ve dua kabul olur.) [Taberânî]

Bir yere toplanırken, oradan dağılırken, abdest alırken, abdestten sonra, kitap okurken, dînî sohbete ve önemli işlere başlarken salevat okumak müstehabdır. Bir hadis-i şerif:
(Allah’a hamd ve Resulüne salevatla başlanmayan her önemli işin neticesi hayırlı olmaz ve her bereketten mahrum olur.) [İbni Âbidin]

Duanın başında ve sonunda salevat okumalı, yani Peygamber efendimize dua edilmeli. Allahü teâlâ, salevatı kabul eder. Duanın başı ve sonu kabul olunca ortasının kabul olmaması düşünülemez.

Hamd ve salevat getirmek ise, iki kanat gibidir. Kuş kanatsız uçamadığı gibi, dualar da hamdsiz ve salevatsız yapılırsa, kabul olma ihtimali çok zayıftır. Hamd etmenin en güzeli de Fâtiha okumaktır. Resulullah efendimize okunan dua, yani salevat kabul olacağı için, kabul olmuş iki dua arasında edilen dualar da, kabul olur.

 

Top
Sitemizdeki bilgilerden, Orijinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya gerek kalmadan, herkes istediği gibi alıp istifade edebilir.