logo
Ana Sayfa
KIBLE
365 GÜN DUA
ABDEST VE TEYEMMÜM
AHLAK BİLGİLERİ
ALIŞ VERİŞ BİLGİLERİ
ALLAHÜ TEALA
ANA - BABA HAKKI
BOZUK FIRKALAR
BÜYÜ-SİHİR-HURAFELER
CENNET VE CEHENNEM
CİHAD
ÇEŞİTLİ KONULAR
DEVİR VE İSKAT
DİNİMİZ-BATIL DİNLER
DOĞRU İMAN BİLGİLERİ
ESHAB-I KİRAM
EVLİLİK VE AİLE
EVLİYAYI TANIMAK
Aklı bırakmak
Âlim kime denir
Âlim övünmez
Âlimin dindeki yeri
Âlimin hatası
Âlimin kötüsü
Âlimler de insandır
Alimlere tabi olmak
Bâtın ilminin önemi
Bilmemek özür olur
Bilmiyorum denir mi?
Bu ümmetin ışığı
Büyükleri üzmek
Derviş nasıl olur?
Dinde ilmin önemi
Doğru yolda olmak
Dünyadaki evliyalar
En çok düşmanı olan
'Evliya' demek
Evliya olmak için
Evliya sevgisi
Evliya türbeleri
Evliyaya dil uzatmak
Evliyaya korku yok
Fâni olmak
Feyzin alameti
Fıkıh ilminin önemi
Gerçek ve sahte âlim
Gün günü arattırır
Hatasız âlim kimdir?
Hocada hata aramak
İlim öğrenen-öğreten
İlmi gizlemek
İlmi yaymak
İstanbul evliyaları
İyi ve kötü âlimler
İyi ve kötü insanlar
İzin alıp iş yapmak
Kötü Alimler
Kutb-i irşad
Ledün ilmi
Mezhepsiz âlim olmaz
Mürşid-i kâmil
Rabıta nedir?
Resule düşmanlık
Resulullaha bağlılık
Sevmenin şartı
Silsile-i aliyye
Sohbetin önemi
Suallere cevap
Şeyhin eteği
Tâbi olmak
Talebenin edebi
Tarikat-Tarikatçılık
Tasavvuf nedir?
Tasavvuf ilmi
Tasavvufun çıkışı
Tasavvufta edep
Tevessül ve teberrük
Üstad ne demektir?
FAİZ
FİTNE VE GIYBET
FİTRE-UŞUR-ZEKAT
GÖRGÜ KURALLARI
GUSÜL
HAC VE UMRE
HAYZ VE NİFAS
İDARECİLİK BİLGİLERİ
KUR'AN ÖĞRETMENİ
KUR'AN-I KERİM
KURBAN-ADAK
MEZHEPLER DOSYASI
MİRAS-FERAİZ VE BORÇ
MUCİZE-KERAMET-SİHİR
MÜBAREK GÜNLER
MÜZİK VE TEGANNİ
NAMAZ
NELERİ YİYEBİLİRİZ
NİKAH-TALAK-MEHR
ORUÇ
OSMANLI SULTANLARI
PEYGAMBER EFENDİMİZ
SAĞLIK BİLGİLERİ
SIRAT KÖPRÜSÜ
SÜNNET VE BİD'AT
ŞAFİİ İLMİHALİ
TESETTÜR
UYDURMA HADİS OLURMU
YEMİN VE KEFARETİ


Ziyaretçi Sayısı
Loading

Feyz gelmesinin alameti

Sual: Bir kimseye feyzin geldiği nasıl anlaşılır?
CEVAP
Büyük zatların kendileri, kabirleri, sözleri, kitapları, eşyaları, hatta ellerini değdikleri taştan bile, kıyamete kadar feyz yayılır. Bir kimseye feyzin geldiği şu yollardan anlaşılır:

1- Allahü teâlâ bizi küfürden koruyorsa, feyzin geldiğine alamettir.
2- Feyz gelen haramlardan uzaklaşır.
3- Dünyadan soğur.
4- Büyükler, salih kimseler, feyz geleni sever.
5- Ölüme karşı hasret duymaya başlar.

İşte bunlar varsa, feyz geliyor demektir. Demek ki feyz, küfürden korumaktan tutun da, evliyalığa kadar insanı götürür. Eğer haramlardan soğumuyorsak, günahlardan soğumuyorsak, dünya hırsı aynen devam ediyorsa, feyz alamıyoruz demektir. Bu da iki sebepten olur: Ya o zat noksandır veya kabirdeki, bu işe ehil biri değildir; çünkü noksandan fayda gelmez. Yahut biz feyz alamıyoruzdur.

Feyzin gelmesine büyük günahlar engel olur. O zaman o büyük zatı hemen reddetmemeli, kusuru kendimizde aramalıyız. Bütün günahlara tevbe ve istiğfar edilirse, bu kapı açılır. Yağmur geliyor, fakat kapta birikmiyorsa, kabın dolması için iki ana musluğa ihtiyaç vardır. Biri istiğfar, diğeri tevazu... Çünkü su, dağlardan ovalara akar. Hiç bir su, aşağıdan yukarı akmaz.

Feyz gelmesi için, salih insanlarla beraber bulunmak şarttır.

Dünya sevgisi

Sual: İmamı Rabbani hazretleri gibi salih zatlardan faydalandığımızı, nasıl anlayabiliriz?
CEVAP
Zamanımızda Allahü teâlânın sevgili kullarından istifade etmek, ancak o büyüklerin kitaplarını severek okumakla elde edilir. Kitap okumak, sohbetin yarısıdır. İstifade etmenin, onlardan feyz gelmesinin alameti, kalbden dünya sevgisinin çıkmasıdır. Ne kadar dünyadan uzaklaşırsak, feyz o kadar çok geliyor demektir. Dünyadan uzaklaşmak demek, dünya işleriyle uğraşmamak, para kazanmamak demek değildir. Dünyanın, paranın sevgisinin, kalbden çıkması demektir. Büyük zatlardan biri buyuruyor ki:
(Paranın yeri ceptir, kalb değildir. Paranın, dünyanın sevgisi kalbe girerse, bir kova dolusu çöp, tertemiz bir sarayın ortasına boşaltılmış gibi olur.)

Vefat edince

Sual: Hayattaki Evliyadan mı, yoksa vefat etmiş olandan mı daha çok feyz alınır?
CEVAP
İslam âlimleri buyuruyor ki:
Büyük âlim vefat edince, feyz vermesi kesilmez, hatta artar; fakat kalb hastalıklarına şifa olan bakışları ve sözleri devam etmediği için, bir insanın meyyit ile olan bağlılığı, diri ile olan gibi olamaz. Bunun için, vefat etmiş olan Evliyadan feyz almak az olur. Fena ve bekaya yükselen dirilerin, meyyit ile irtibatları, diri iken olduğu kadar değil ise de, çok olur ve bunlar meyyitten çok feyiz alırlar; fakat diri iken daha fazla alırlar; çünkü diriler, yanındakilerin İslamiyet’e uymasını sağlarlar. Bütün halleri ve sözleri ile kalblerine tesir ederek, muhabbetin artmasına, böylece daha çok feyz almalarına sebep olurlar. (İrşad-üt-talibin)

Vefat etmiş olan Velinin tasarrufu, feyz vermesi, daha fazla olduğu halde, ondan feyz almak daha zordur. Kabirdeki Veliden feyz almak da böyledir. Hayatta olan Evliyanın yanında edebe riayet etmek daha kolaydır. Fakat kabirde olunca, buna riayet etmek zor olur. Hayatta imiş gibi edepli olursa, yine çok feyz alır.

Feyzin gelmesi

Sual: Silsile-i aliyye büyüklerinden feyze kavuşmak için ne yapmak lazım?
CEVAP
Feyz; nur, Allah sevgisi demektir. Feyz gelince, kalb temizlenir. Okuduğunu anlamaya, ibadetlerin tadını duymaya, kusurlarını görmeye ve günahlardan sakınmaya başlar. Feyz gelmesi için salihlerle beraber bulunmak, dinin emrine uymak şarttır. Fâsıklarla karşılaşmak, onlarla beraber olmak, kalbde zulmet hâsıl eder, feyz gelmesine engel olur. Feyz geldiğinin alameti, günahtan kolayca sakınmaktır, feyzin kesildiğinin alametiyse, üzülmeden günah işlemektir. Feyz gelen kalb, dünya hayatını hayal gibi görür.

Büyük zatlardan gelen feyze kavuşmanın iki şartı vardır:
1- Edeb, haddini bilmektir. Edebi gözetmeyen Allah’ın sevgili kulu olamaz. Allah’ın sevgili kulu olmayan da büyüklerin feyzine kavuşamaz.

2- Teslimiyet, büyüklerden zerre kadar şüphe etmeden onları sevmek, onlara itaat etmek demektir. Teslimiyet, ölü yıkayıcısının elindeki ölü gibi olmaktır.

Ölünün feyz vermesi

(İrşad-üt-talibin) de, (Büyük bir âlim vefat edince, feyz vermesi kesilmez, hatta artar) buyuruluyor. Allahü teâlâ, sevdiklerinin ruhlarına işittirir, onların hatırı için istenileni yaratır. Ölülerin dirilere yardım etmesi yine Allahü teâlânın dilemesi ile olmaktadır. (Künuz-üd-dekaik) deki hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kabirdekiler olmasa, yeryüzündekiler yanardı.) [Deylemi]

Top
Sitemizdeki bilgilerden, Orijinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya gerek kalmadan, herkes istediği gibi alıp istifade edebilir.