logo
Ana Sayfa
KIBLE
365 GÜN DUA
ABDEST VE TEYEMMÜM
AHLAK BİLGİLERİ
ALIŞ VERİŞ BİLGİLERİ
ALLAHÜ TEALA
ANA - BABA HAKKI
BOZUK FIRKALAR
BÜYÜ-SİHİR-HURAFELER
CENNET VE CEHENNEM
CİHAD
ÇEŞİTLİ KONULAR
DEVİR VE İSKAT
DİNİMİZ-BATIL DİNLER
DOĞRU İMAN BİLGİLERİ
ESHAB-I KİRAM
EVLİLİK VE AİLE
EVLİYAYI TANIMAK
FAİZ
FİTNE VE GIYBET
FİTRE-UŞUR-ZEKAT
GÖRGÜ KURALLARI
GUSÜL
HAC VE UMRE
HAYZ VE NİFAS
İDARECİLİK BİLGİLERİ
KUR'AN ÖĞRETMENİ
KUR'AN-I KERİM
KURBAN-ADAK
MEZHEPLER DOSYASI
MİRAS-FERAİZ VE BORÇ
MUCİZE-KERAMET-SİHİR
MÜBAREK GÜNLER
MÜZİK VE TEGANNİ
Böyle konuşulmaz
Çalgının dini hükmü
Çelişkili site
Çeşitli sorular
Defle zikir çekmek
Haramlıktan çıkmaz
İ.Gazali ve Müzik
İbadet,eğlence,müzik
İbadetle başka şey
İftira üstüne iftira
İtici olmak
Mizmar nedir?
Müzik ve Hitler
Raks nedir?
Ruh ve nefsin gıdası
Sarhoş etmezse
Tegannideki beş şart
NAMAZ
NELERİ YİYEBİLİRİZ
NİKAH-TALAK-MEHR
ORUÇ
OSMANLI SULTANLARI
PEYGAMBER EFENDİMİZ
SAĞLIK BİLGİLERİ
SIRAT KÖPRÜSÜ
SÜNNET VE BİD'AT
ŞAFİİ İLMİHALİ
TESETTÜR
UYDURMA HADİS OLURMU
YEMİN VE KEFARETİ


Ziyaretçi Sayısı
Loading

İftira üstüne iftira

Sual: Tarafsızlara oynayan biri, (İbni Âbidin’de ve diğer bütün kitaplarda, çalgılara, musikiye mubah deniyor) dedikten sonra, Tam İlmihâl’in yazarı için de, (Hocasıyla birlikte çalgılı davetlere gider, efendice çalgı dinler ve neşelenirlerdi. O kitabı okuyanlar gibi orada, “Siz haram işliyorsunuz” diyerek fitne çıkarmazlardı. Çünkü çalgının caiz olduğunu biliyorlardı) diyor. Tam İlmihâl’de, çalgıya haram denirken, bu iftiranın sebebi ne olabilir? İbni Âbidin'de çalgıya mubah mı deniyor?
CEVAP
(Çalgılı davetlere giderlerdi. Çünkü çalgının caiz olduğunu biliyorlardı) sözü tamamen yalan olduğu gibi, (O kitabı okuyanlar fitne çıkarıyor) sözü de yalandır. Böyle şeyler söylemekle, bütün kitaplara da, İbni Âbidin hazretlerine de, merhum Hocamıza da, onun mübarek Hocasına ve Tam İlmihâl okuyan Müslümanlara da iftira ediyor. Dinini bilen, hele Tam İlmihâl okuyan hiçbir Müslüman fitne çıkarmaz, (Haram işliyorsunuz) diyerek ortalığı karıştırmaz. Çalgılı ortamlara gitmez. Gitmek zorunda kalınca, elinde olmadan çalgı sesini işitmesinin günah olmadığını da bilir.

İbni Âbidin hazretleri, (Dürr-ül muhtar) kitabını şerh ederken buyuruyor ki:
Bezzaziye'de, (Bütün çalgıların sesini dinlemek haramdır. Zira Resulullah "sallallahü aleyhi ve sellem" (Çalgıları dinlemek günahtır. Başında oturmak fısktır. Ondan zevk almak ise küfürdür) buyuruyor. Yani küfran-ı nimettir. Zira uzuvları yaratıldığı şeylerin dışında kullanmak küfran-ı nimettir. Vacib [yani farz] olan ise, böyle şeyleri dinlememek için çalgılardan kaçınmaktır) deniyor. Çünkü Peygamber Efendimizin çalgı sesleri duyduğu zaman parmaklarıyla kulaklarını tıkadığı rivayet edilmiştir. Ama Arap şiirlerine gelince, onda fısk varsa onu okumak ve dinlemek de mekruhtur. Hadisteki küfür kelimesi günahın büyük oluşunu ifade etmektedir. Nitekim İhtiyar’da da böyledir. Veya onu helâl bilerek ve zevk alarak dinlediğinde kâfir olacağını ifade etmektedir. (Redd-ül muhtar, Yasaklar ve Mubahlar kitabı son paragraf)

Tam İlmihâl'de, diğer bütün kitaplarda olduğu gibi, çalgının her çeşidinin haram olduğu şöyle bildirilmektedir:
Bezzaziyye fetvasında yasakları anlatırken, (Her çeşit çalgı dinlemek haramdır) diyor. (Nafaka ve komşu hakkı bahsi)

Derin âlim, şeyh-ul-islam Ahmed ibni Kemal efendinin Kırk Hadis kitabının tercümesinde, 39. hadis-i şerifte, (Mizmarları kırmak ve hınzırları öldürmek için gönderildim) buyuruluyor. Bunu açıklarken, (Mizmar, düdük ve bütün çalgı aletleri demektir. Bu hadis-i şerifin mânâsı, “Her çeşit çalgıyı ve domuz eti yemeyi yasak etmek için emrolundum” demektir) diye mânâ verilmektedir. (Teganni ve müzik bahsi)

Aletsiz, çalgısız olan sese sima yani teganni denir. Aletle çalgıyla birlikte olan insan sesine gınâ yani müzik denir. Gınânın haram olduğunu bütün âlimler sözbirliği ile bildirmişlerdir. (İlk teganni eden şeytandır) ve (Gınâ, kalbde nifak hâsıl eder) hadis-i şerifleri de gınânın haram olduğunu göstermektedir. Âlimler, simanın haram olmasında ihtilaf etmişlerse de, gınânın haram olduğunda ihtilaf yoktur. Kadın ve oğlan sesi gınâya dâhildir. Simaya helâl diyen âlimler de, buna şartlar bildirdiler. Bu şartlar bulunmayan sima da sözbirliği ile haram olur. Dürr-ül-mearif’ten yapılan bu tercüme de gösteriyor ki, İslamiyet’te müzik, çalgı yoktur. Son zamanlarda işitilen (Tasavvuf müziği) sözünün İslamiyet’te yeri olmadığı anlaşılıyor. Harama helâl diyenin kâfir olacağı bildirildi. Bunun için, haramı ibadete karıştıranın, hem kâfir olacağı, hem de İslamiyet’i yıkmak, bozmak için uğraşan zındık olacağı hatıra gelmektedir. (Teganni ve müzik bahsi)

İbni Âbidin, 4. ciltte, şahitliği kabul edilmeyenleri anlatırken buyuruyor ki: Eğlence için veya para kazanmak için şarkı söylemek, sözbirliğiyle haramdır. (Teganni ve müzik bahsi) [Sadece çalgıya değil, eğlence için çalgısız söylenen şarkıya bile haram deniyor.]

Yukarıdaki yazıların hepsi Tam İlmihâl Seadet-i Ebediyye kitabından alınmıştır.

Hadîka ve Berîka’da bildiriliyor ki: Yabancı kadının, kızın söylediği her çeşit şarkıyı, hikâyeleri dinlemek ve her çeşit çalgıyı, kendilerinden, radyolardan ve televizyonlardan dinlemek haramdır. Kendi dinlemese de, bunları evinde bulundurmanın da haram olduğu bu iki kitapta uzun yazılıdır. Hem helâl, faydalı, hem de haram, zararlı olan şeyi, yani helâle de, harama da birlikte sebep olan şeyi eve sokmak caiz değildir. (İslam Ahlakı, Ey Oğul İlmihâli, Zühd ve takva faslı)

Mektubat’ın özeti olan Kıymetsiz Yazılar kitabında deniyor ki:
Gınâ [müzik] haram olduğundan, bir çalgıcıyı veya herhangi bir şarkıyı güzel bulup, takdir eden kâfir olur. (1/266)
Müzik ve şarkı, bir zehirdir ki, şeker [bal] ile kaplanmışlardır. (3/33)

Bu kadar vesika gösteriyor ki, tarafsız görünmeye çalışan, aslında bâtılın tarafında olan o kişinin söyledikleri yalan ve iftiradır.

 

 

Hazret-i Mevlana dönmemiştir

Sual: Mevlana’nın döndüğü, ney çaldığı doğru mudur?
CEVAP
Allahü teâlânın aşkı ile dolmuş Evliya’nın büyüklerinden olan Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri, ney ve başka hiçbir çalgı çalmadı. Musiki dinlemedi ve raks, dans etmedi. 47 binden fazla beyti ile dünyaya nur saçan Mesnevi’sine her yerde, birçok dillerde şerhler, açıklamalar yapılmıştır. Bu şerhleri yapanlarda Mevlana Cami hazretleri buyuruyor ki:

“Mesnevi’nin birinci beytinde (Dinle neyden, nasıl anlatıyor, ayrılıklardan şikâyet ediyor) buyuruluyor. Burada ney, İslam dininde yetişen kâmil, yüksek insan demektir. Bunlar, kendilerini ve her şeyi unutmuştur. Zihinleri her an Allahü teâlânın rızasını aramaktadır. Ney, Farisî dilinde yok demektir. Bunlar da kendi varlıklarından yok olmuştur. Ney denilen çalgı, içi boş bir çubuk olup bundan çıkan her ses, onu çalan kimseden hasıl olmaktadır. O büyükler de kendi varlıklarından boşalıp, kendilerinden Allahü teâlânın ahlakı, sıfatları ve kemalatı zahir olmaktadır. Neyin üçüncü manası, kamış kalem demektir ki, bundan da insan-ı kâmil kastedilmektedir. Kalemin hareketi ve yazması kendinden olmadığı gibi, kâmil insanın hareketleri ve sözleri de hep Allahü teâlânın ilhamı iledir.”


Sultan İkinci Abdülhamid han zamanında Ankara valisi olan Âbidin Paşa, Mesnevi şerhinde, neyin insan-ı kâmil olduğunu dokuz farklı şekilde ispat etmektedir.


Mevlevi şeyhleri de âlim, salih idi. Bunlardan Osman efendi,Tezkiye-i Ehl-i beyt kitabında, rafizilerin Hüsniye kitabına vesikalarla cevap vererek, İslamiyet’e büyük hizmet etmiştir.Tezkiye-i Ehl-i beyt kitabının Türkçesi, Hak Sözün Vesikaları kitabının üçüncü kısmı olarak, Hakikat Kitabevi tarafından neşredilmiştir. Sonraları bazı cahiller neyi çalgı sanarak, ney, dümbelek gibi şeyler çalmaya, dans etmeye başladılar. Oyun aletleri o tasavvuf üstadının türbesine konuldu. Mesnevi şerhlerini okuyarak, o hakikat güneşini yakından tanıyanlar elbette aldanmaz.


Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri yüksek sesle zikir bile yapmazdı. Nitekim Mesnevi’sinde şöyle buyuruyor:


Pes zi cân kün, vasl-ı cânânrâ taleb,
bî leb-ü bî gâm mîgû, nâm-ı Rab!


“O halde sevgiliye kavuşmayı can-u gönülden iste! Dudağını ve damağını oynatmadan Rabbin ismini (kalbinden) söyle!” demektir. Sonradan gelen din cahilleri, ney, saz, def gibi çalgılar çalarak, gazel okuyup dönerek, dans ederek nefslerini zevklendirmişlerdir. Bu günahlara ibadet adını verebilmek ve kendilerini din adamı tanıtabilmek için, “Mevlana da böyle çalar ve oynardı. Biz Mevleviyiz, onun yolunda gidiyoruz” diyerek yalan söylemişlerdir. (Seadet-i Ebediyye s.732-733)

 

Top
Sitemizdeki bilgilerden, Orijinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya gerek kalmadan, herkes istediği gibi alıp istifade edebilir.